Tag Archives | kfc

Haftanın Özeti: 30

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Özetlerini hazırlarken kararsız kaldığım tek konu içeriğin uzunluğu. Çok mu uzun oluyor yoksa yeterli midir kestiremiyorum (geçen sene bu maceranın hangi dozda başladığını hatırlayan var mı?).

İçeriği elimden geldiğince blogumu Türkiye’den takip edenler için anlamlı hale getirmeye çalışıyorum. Fakat bazen (mesela bu haftaki Obama haberleri gibi) bizimle pek de alakası olmayan ayrıntılara da meylediyorum. Bu çabayı ‘bilseniz iyi olur’ şeklinde değerlendirin lütfen (içerik ve uzunluk / kısalık konusundaki yorumlarınızı da okumayı bitirdikten sonra) beklerim.

Başlıyoruz!

Genel Gündem

  • Avustralya’da gökten milyonlarca örümcek yağdı !

  • ABD’de NSA’in vatandaşları mümkün olan her şekilde takip edip fişlemesini protesto etmek isteyen bir grup New York’un farklı noktalarına basit teyp kayıt cihazları yerleştirip kaydettiklerini eyleme özel açtığı sitede paylaştı. Basit bir takiple dahi ne fazla bilginin toplandığına dair bir ibret belgesi.
  • Delta Havayolları internet mimlerinden oluşan bir kabin anonsu kullanmaya başladı.

Continue Reading →

Bu yazıya 31 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 19

2 haftadır özetleri konu başlıklarına göre sayfalara bölmek için pek çok yöntem ve araç denedim. En makul ve kullanışlı olanı şu anki gibime geliyor. Herkesi memnun etmek elbette mümkün değil. Ama daha iyi (bütün platformlarda çalışan ve mevcutta olmayan bir fayda sağlayan ) her tavsiyeyi (yani WordPress eklentisini) denemeye varım.

Özetler konusundaki eleştirel yorumlarda değişen pek bir şey yok. Kimi uzun, kimi kısa diye dert yanıyor. Kimi tek parça olsun istiyor, kimi sayfalı. Açıkçası -darılmazsanız- bunları ‘kapris’ olarak okuyorum.

Çocukken okuyacak bir şeyler bulmak için sokağımızdaki bütün apartmanları tek tek gezip; kitap, dergi, gazete atmışlar mı diye kapılara baktığımı hatırlıyorum.

Okumak, öğrenmek biraz çile istiyor.

Genel Gündem

  • Instagram’ın zengin çocuklarını tanımıştık. Peki ya zengin köpeklerini? Onları da ihmal etmeyin.
  • Rusya’da Vladimir Putin’in en güçlü rakibi olarak gösterilen muhalif lider Boris Nemstov’un öldürülmesiyle ilgili komplo teorileri bitmiyor.
  • 1984 yılında İngiltere’de ortaya çıkan ve içinde ülkenin en önemli politikacılarının da bulunduğu bir pedofil (sübyancı) çetenin tecavüz ve işkence ettiği onca çocuğa rağmen bizzat ‘Demir Leydi’ lakaplı İngiltere Başbakanı Margret Thatcher tarafından örtbas edildiği ortaya çıktı. Dosya 30 yıl sonra yeniden açıldı.

1425688641409.cached

  • Bir İngiltere haberi de arşivlerden gelsin. 1960’larda bir Avustralyalı sporcu İngiltere’den ülkesine dönecek parayı bulamayınca daha ucuz bir yöntemi denemeye karar vermiş: Kendini tahta bir kutuya kapatıp ülkesine kargoyla göndermek!
  • Duranord Veillard ve eşi Jeanne Veillard’ı tanıyor musunuz? New York’ta yaşıyorlar. Gündeme gelme sebebiyse yaşları. Onlar yaşayan en yaşlı çift. Duranord 108, karısı Jeanne 105 yaşında! Bu hafta 82. evlilik yıldönümlerini kutladılar. Nice yıllara!

  • Pitbull cinsinin medar-ı iftiharı Hulk isimli köpek henüz 17 aylık ve 78 kilo! Evlerden ırak…

  • Sansarın biri ağaçkakanı avlamak için tepesine çullanır. Korkuyla kaçmaya (uçmaya) başlayan ağaçkakan sırtında sansarın kaldığını epey sonra fark eder. Sonuçta ikisi de hayatta kalır. Bizim bu olaydan haberdar olmamız ise vahşi doğa fotoğrafçısı Martin Le-May’in bu sıradışı olayı tesadüfen kaydetmesiyle olur.

  • Bu garip karenin devamında -tahmin edileceği gibi- herkes kendi yorumunu ortaya koydu. Favorim aşağıdaki.

  • Forbes dergisi geleneksel ‘Dünyanın en Zenginleri‘ listesini yayımladı (dolar milyarderi sayısı 2 bin kişiye yaklaşıyor!). Liderlik hala Microsoft’un Kurucusu Bill Gates’te. Bense esas adı-sanı duyulmayan, anılmayan ‘gerçek zenginlerin’ listesini merak ediyorum (Rockefeller, Rothschild aile üyeleri gibi).
  • 48 ülkede gerçekleştirilen bir araştırmaya göre 1950’den bu yana IQ’muz 20 puan yükselmiş. Bunda iş ve yaşamın zekaya daha bağlı hale gelmesinin payına dikkat çekiliyor. Flynn Etkisi denen bu teoriyi bizzat teorisyeni James Flynn’in ağzından dinlemek isterseniz buyrun.

  • IŞİD yeni hedefini belirledi: Twitter Kurucu ve Yöneticileri.
  • Girişimcilik tarihinin en büyük tartıması: Edison mu Tesla mı? Artık bunu kazanan belirleyecek. Çünkü bir masa oyununa ilham kaynağı oldu.

Continue Reading →

Bu yazıya 32 yorum yapıldı.

Fast-food denilen şeye dair

Fast-food’un felsefesi, tarihi, muhteviyatı ve teknikleriyle ilgili çok araştırma yaptım, çok okudum. Hepsini bir blog sayfasında özetlemeye doğal olarak imkan yok.

Yine de tek seferde en çok bilgiyi edinmek isteyenler için seneler önce bir ABD-Türkiye uçuşu sırasında uçakta başlayıp bir solukta bitirdiğim Fast Food Nation kitabını kesinlikle tavsiye ederim. Amerikalı gazeteci Eric Schlosser tarafından 3 yıllık bir çalışma sonucu ortaya çıkan bu ‘eser’ sonradan filme de çekilmişti. Fragmanı bile fikir verici. İzleyelim:

Schlosser sonrasında benzer bir konuyu işleyen Chew On This adlı bir kitap daha yazdı ama Fast Food Nation hala en iyi konsantre olma özelliğini koruyor. Ne mutlu ki Fast Food Nation kitabı yıllar sonra Hamburger Cumhuriyeti adıyla Türkçeye de çevrildi. Çevirisi de fena değil. Arka kapağından bir alıntı yapayım:

Fast food kültürünün suç listesi hayli kabarık: Doğal çevreye yapılan tahribatı hızlandırdı. Zengin ile yoksul arasındaki uçurumu derinleştirdi. Obezliği, aşırı kilo hastalığını doğurdu ve yaygınlaştırdı. Kültür emperyalizmi yoluyla başka kültürleri tahrip etti, dengelerini bozdu. Yetkin röportajları, keskin zekâsı ve derin muhakeme yeteneği sayesinde Eric Schlosser, daha da uzatabileceğimiz bu suç listesi için yeterince sağlam kanıt sunuyor. Sarsıcı araştırması, fast food işinin doğduğu Kaliforniya şehirlerinden, pek çok fast food yiyeceğinin tat ve kokusunun üretildiği New Jersey Turnpike’daki sanayi şeridine kadar uzanıyor.

Fast food şirketleri ile Hollywood arasındaki kurnazca ittifakla, hazır yiyecek endüstrisinin gıda üretimiyle, popüler kültürle, hatta gayri menkul piyasasında yarattığı etkilerle ilgili pek çok irkiltici olgu anlatılıyor kitapta.

Bu kitapta fast-food (FF diye kısaltacağım) kavramının tarihiyle işe başlanıyor. Savaş sonrası fakir Amerikan halkının dışarda bir şeyler yiyip eğlenebilmesini sağlayan bir çıkış noktası olarak başlayan FF, zamanla beklentiyi karşılamak için farklı yönlere sapmak, farklı teknikler kullanmak zorunda kaldı. Sorunlar da böyle başladı.

Continue Reading →

Bu yazıya 7 yorum yapıldı.