Tag Archives | istanbul modern

Haftanın Özeti: 17

En meşhur (ve içi boşaltılmış) bir televizyon klişesiyle başlamak gerekirse: “Haftanın Özeti bu hafta da dopdolu!”.

UYARI: Özetlerin uzunluğu bazı mobil cihazlarda yüklenme sorunu çıkardığı için bu haftadan itibaren her kategoriyi bir sayfaya ayırıyorum (dilerseniz sayfa altındaki linkten yine geleneksel tek sayfa görünümünde okuyabilirsiniz). Sanıyorum bu sayfalı format her anlamda daha kullanışlı olacak.

Haydi başlıyoruz!

Genel Gündem

  • Memleketin tek karelik özetiyle başlayalım.

  • Türkiye’de işsizlik yüzde 10’u aştı.
  • Türkiye İstatistik Kurumu “mutlu musunuz?” diye sormuş, Play Tuşu sitesi bir güzel derlemiş (benzer bir araştırmayı da ben denemiştim).
  • Hollandalı ARCADIS tarafından derlenen ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şehirleri‘ listesinde ilk sıraya Frankfurt oturdu. Londra’nın Kuzey Avrupa şehirlerini geçmesi beni şahsen şaşırttı. Türkiye’den listeye sadece İstanbul girebilmiş.
  • İngiltere interneti su, elektrik gibi bir kamu hizmeti olarak tanımlamaya hazırlanıyor.
  • Brand Finance tarafından gerçekleştirilen araştırmada dünyanın en güçlü markası LEGO oldu. Sıralama PWC, Red Bull, McKinsey, Unilever, L’Oreal, Burberry, Rolex, Ferrari ve Nike olarak devam ediyor.
  • Allah günah yazmasın da Kuzey Kore Başkanı Kim Jong-un’un saçlar neye döndü böyle? Gelişimine bakınca insanın “bırak, dağınık kalsın” diyesi geliyor.
Kim Jong-un Reyiz.

Kim Jong-un Reyiz.

  • 2015’in adını hiç duymadığınız trendlerine göz atalım.
  • Biraz daha tutarlı bir listeyi de MIT derlemiş.
  • Bu hafta Dubai’nin tanıtım filmine denk geldim. Bizim boş-beleş turizm filmlerini çekenler baksın da biraz feyz alsın inşallah. Bu kadar sıradan bir ülke bile bu kadar güzel yansıtılabiliyormuş demek.

Continue Reading →

Bu yazıya 48 yorum yapıldı.

IŞİD’in sanata katkıları

İstanbul Bilgi Üniversitesi’yle ortak yürüttüğümüz yüksek lisans programı Next Akademi sayesinde okuldaki çalışmalardan daha çok haberdar olabiliyorum. Bu sayede birkaç ay önce öğrendim ki fikirlerine en saygı duyduğum isimlerden Alain de Botton‘un girişimiyle can bulan School of Life (Hayat Okulu) İstanbul’da Bilgi Üniversitesi bünyesinde açılıyormuş. İçimden ne güzel diye düşünürken beni de aralarında görmek istediklerini söylediler. Keyifle kabul ettim. Böylece School of Life’ı biraz daha yakından takip etmeye başladım. İki gün önce Youtube kanalında aşağıdaki videoya rastladım. Edebiyatın önemini 5 dakikaya sığdıran etkileyici bir derleme. Kendi özetimi aşağıda bulacaksınız ama (İngilizce dert değilse) bir izleyin derim.

Edebiyat ne işe yarar?

  • Dünyada bu kadar önemli şey olurken kitaplara, şiirlere zaman harcamak ilk bakışta bir kayıp gibi gelse de edebiyat dünyanın en zaman kazandırıcı araçlarından biri. Onlar sayesinde aylar, yıllar; hatta yüzyıllar içinde biriken anı, izlenim ve bilgileri kısacık sürelerde öğreniyoruz.
  • Edebiyat bir ‘gerçeklik simülatörü’. Hayatınız boyunca tecrübe edemeyeceğiniz kadar çok insan ve olayı sayfalar arasında bulabiliyoruz. Üstelik başınıza hiçbir şey gelmeden! Boşanmak nasıldır, birini öldürmek nasıl hissettirir, çölde iş yapmak neye benzer, ülkeyi yönetirken yanlış bir kararla çuvallamak neye mal olur öğreniyoruz. Edebiyat zamanı hızlandırıyor.
  • Edebiyat bize yaşayamayacağımız, göremeyeceğimiz hayatları, insanları, ülkeleri gösteriyor ve kendimizle karşılaşmamızı sağlıyor. Bizi gerçek anlamda bir dünya vatandaşı yapıyor.
  • Edebiyat bize dünyaya başkalarının gözünden bakabilme imkanı sunuyor.
  • Çoğu zaman aklımızdan geçenleri söyleyemeyiz. Ama gerçek kimlik ve hislerimizi kitaplarda bulabiliriz. Bazen bizi bizden daha iyi anlatan satırlara denk geliriz. Yazarlar bize kendimizi keşfetmenin anahtarını sunar.
  • Kitaplar çoğunlukla başarısız olanların, her şeyi eline yüzüne bulaştıranların hikayelerini anlatır. Ancak onları medya ve popüler kültürün yerden yere vuran kolaycılığınyla yargılamaz, itip kakmaz. Anlamaya çalışır.
  • Bütün bu çabasına rağmen edebiyatı hayatı bölen bir şey gibi algılarız. Boş zaman doldurucudur. Plaj eğlencesidir. Oysa edebiyat aslında bir terapidir. Bilgelik, iyilik ve aklıselim içinde yaşamamızı sağlar.

‘Özet geç piç’ çağında kitabın lezzetini anlatmak dünyanın en zor işi. En iyi niyetlisi bile kitap tavsiyesi istiyor. Tavsiyeyle kitap okunur mu? Kitap bir keşiftir. Hiçbir kitabın hiçbir cümlesi okuyanlarda aynı algıyı, etkiyi yaratamaz. Continue Reading →

Bu yazıya 15 yorum yapıldı.