Tag Archives | hiv

Haftanın Özeti: 28

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • 12 Eylül 1980 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin son ‘resmi’ askeri darbesini gerçekleştiren, bir sağdan bir soldan gençleri asan, asılmaya yaşı tutmayan çocukların yaşını mahkeme kararıyla büyütüp asan, bunları yaparken elleri dahi titremeyen, ABD istihbaratının altın çocuğu,  7. Cumhurbaşkanı, Kenan Evren Cumartesi gecesi hayatını kaybetti. Evren, iktidarı döneminde açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam isteniyordu, 517’sini bu cezaya çarptırıldı ve 50’si asıldı. 30 bin kişi sakıncalı olduğu gerekçesiyle işsiz kaldı, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, 30 bin kişi ülkeyi terk ederek siyasi sığınmacı oldu. 937 film yasaklandı, 23 bin 577 dernek kapatıldı, 400 gazeteci toplam 4 bin yıl hapis istemiyle yargılandı. 300 gün boyu gazete ve dergiler çıkmadı, 39 ton gazete ve dergi imha edildi.  Evren bütün bu suçlarından ötürü açılan ‘göstermelik davada’ hüküm bile giymeden yatağında vefat etti. Gayet iyi hatırladığım o yılları sanıyorum yaşayan hiç kimse unutmayacaktır.

  • Bu hafta Türkiye’nin bir diğer kaybıysa Oyuncu ve Yönetmen Zeki Alasya oldu.

  • Avusturya merkezli Vangardist dergisi AIDS konusundaki hurafelerle mücadele adına son sayısını HIV+ içeren kanla karıştırılmış mürekkeple bastı . Amaç AIDS’in bu şekilde bulaşmayacağını öğretmek ve AIDS hastalarına cüzzamlı muamelesi yaptırmamak. Derginin bu ilginç sayısı 50 eurodan satılıyor.

hiv-cover

  • Paraguay’da babası tarafından tecavüze uğrayarak hamile kalan 10 yaşındaki kızın kürtaj yaptırmasına izin verilmedi. Gerekçe hamileliğinin sağlığını tehlikeye atacak bir durumu olmaması.

Continue Reading →

Bu yazıya 14 yorum yapıldı.

İlaç sektörüne dair (bazı) gerçekler

Davet edildiğim konuşmalar hayatımın en keyif verici parçası. Birbirinden ilginç insanlarla tanışmak, sahneden onların tepkilerini seyretmek inanılmaz bir keyif. Bu keyfi hissetmek yerine heyecandan titreyen dizleri dizginlemeye çalışmakla epey zaman kaybettim ama artık (o meşhur klişeyle) ‘tatlı heyecan’ safhasındayım.

Yine de tedirgin edici zamanlar olmuyor değil. Bambaşka diyarların uzmanlarının arasına düşmek gibi. Çok farklı ilgi alanlarına sahip ve kendi uzmanlıklarını konuşmaya, üstatlarını dinlemeye gelmiş insanların arasında çeşni olarak kendini kabul ettirmek sandığınızdan çok daha zor. Bunlara en güncel örneklerden biri geçen ay konuşmacı olarak katıldığım 8. Romatoloji Günleri oldu (Romatolojiyi kabaca kas ve iskelet sisteminde beliren romatizma ve türevi hastalıkları inceleyen bilim dalı olarak özetleyebiliriz).

deneyler

Takip ettiklerim arasında (anlayabildiğim nadir sunumlardan olduğundan da olabilir ama) en ilgimi çeken örnek Abbvie Türkiye Genel Müdürü Dr. Mete Hüsemoğlu’nun ‘İlaç Sektörü ve Hekim İlişkileri’ başlıklı konuşması oldu. Kendisinden aldığım izinle ilginç bazı başlıkları paylaşmak istedim (rakamlar hariç her şey benim yorumlarımla bezelidir. Okumayı buna göre yapalım).

  • Bir ilacın araştırma, geliştirme, denekler üstünde sınama, yan etkilerini gözlemleme ve onay alma süreçleri ortalama 15 yıl sürüyor. Daha da Türkçesiyle bir derde dermanı bulduğunuzda hastalara ulaşması en iyi ihtimalle 10-15 yıl alıyor.
  • Bu eksende 2000-2013 yılları arasında 400’den fazla ilaç onay aldı (sektörün hacmini ve rakamsal karşılığını hesap edin).
  • Çok az kişide görüldüğü için üstünde çalışma yapmaya değer bulunmayan rahatsızlıklara yönelik devlet teşviklerini düzenleyen ‘Yetim İlaç Kanunu‘ diye ismine hasta olduğum bir yapı var. Buna bağlı olarak son 30 yılda 450’den fazla ilaç onay almış.
  • Bir ilacı geliştirmenin maliyeti 2000’li yılların başında 1,2 milyar dolardı. Bu rakam sırasıyla 90’larda 800 milyon dolar, 80’lerde 320 milyon dolar, 70’lerdeyse 140 milyon dolardı. “İlaçlar neden bu kadar pahalı?” eksenindeki -sonuna kadar haklı- sorularımıza yönelik çarpıcı bir bilgi. Dahası bu rakama başarısız olanların maliyeti de dahi. (Kaynak: PhRMA 2014 Raporu).
  • 2013’te ilaç üreticileri gelirlerinin %17,8’ini araştırma-geliştirmeye ayırıyor.
  • Bütün süreçleri atlatarak piyasada satılmaya başlayan 10 ilaçtan ortalama sadece 2 tanesi kara geçebiliyor.
  • Şu an çeşitli hastalıklar için geliştirilmekte olan ilaç sayısı 900’ün üstünde.
  • PhRMA üyesi ilaç şirketlerinin harcamaları 80’li yıllarda 2 milyar dolar seviyesindeydi. Bu rakam 2013’te 50 milyar doları geride bıraktı.
  • Kaç milyar dolara mal olursa olsun her ilaç belirli bir sürenin ardından kanunen jenerik hale geliyor. Böylece diğer ilaç şirketleri aynı etken maddelerle kendi ürünlerini (elbette çok daha ucuza) üretme hakkına sahip oluyor (tahmin edeceğiniz gibi pek çok yerel ilaç şirketinin varlık sebebi bu düzenleme).
  • Reçeteli satılan ilaçlarda jenerik ilaçların payı 2000’lerde %49 iken 2013’te bu oran %86’ya çıktı. Bunu kar marjının düşüşü olarak okuyabilirsiniz (biz hastalar için bir bakıma sevindirici elbette).
  • Üretim aşamasındaki ilaçların %70’i sınıfında ilk oluşturuyor.
  • 2013’ten bu yana 338’i kanser ve kansere bağlı hastalıklardan oluşan 900’den fazla biyolojik ilaç geliştiriliyor.

Hepsi bir yana ilaç sektörü yaşam kalitemizi -muhtaç kalıncaya kadar- fark edemediğimiz kadar geliştirmiş durumda. Örneklere bakalım:

Continue Reading →

Bu yazıya 14 yorum yapıldı.