Tag Archives | dijital ayakizi

Yeni insan ırkının ayak sesleri

Bu yazı 16 Ocak 2013 tarihli Radikal gazetesindeki köşe yazımın genişletilmiş halidir.

Bizde daha çok Kadir İnanır ve Türkan Şoray’ın muhteşem oyunculuklarıyla hafızalara yerleşen Cengiz Aytmatov’un ‘Selvi Boylum, Al Yazmalım’ adlı eserinin sonunda iki sevda arasında kalan Asya iç sesiyle düşünürken hepimize on tonluk bir soru sorar: sevgi nedir? Ardından kendi cevabını verir “sevgi sahip çıkan dost, sıcak insan eli, insan emeği; iyilikti sevgi. Sevgi emekti“.

Gerçi eserin yazarı Aymatov sonradan fikrini değiştirmiştir. Ölümünden önceki son söyleşilerinde sevgide emeğin şart olmadığına karar verdiğini söyler.

Sevgi böyledir de insan nedir? Bizi biz yapan nedir? Daha genel bir bakışla biz kimiz?

Seyirci joker hakkını kullanalım

Felsefenin cevabı uğruna yüz yıllar boyu epey kafa yorduğu bu soru teknolojinin gelişimiyle çok daha karmaşık bir hal alıyor. Mesela biz eğer sesimiz, bedenimiz, fikrimiz, düşünme ve karar verme yeteneğimiz, duygularımız isek dijital suretlerimiz bizi devam ettirebilir mi?

Önceki yazılarımdan birinde Fütürist Ray Kurzweil’in teknolojinin gelişimine dair öngörülerinden söz etmiştim. Kuantum bilişim (detaylar) gibi bir teknolojik sıçrama gerçekleşmese bile bugünkü ilerleme hızımızla 2050 yılında insan beynine denk işlem ve depolama yapabilen sistemler kurabileceğiz. Çok değil; 37 sene sonradan söz ediyorum.

Continue Reading →

Bu yazıya 4 yorum yapıldı.

Tarihe bıraktığımız izler

Pek çoklarının yaşadığımız dönemin öncekilere göre ne kadar farklı olduğunun farkında olduğunu sanmıyorum. Değişimin hızı, gündemin bolluğu, hayat telaşı derken çoğu zaman bizi anı gözlemleyemiyoruz bile.

Tarih, kayıtlara geçebilen şeylerden ibarettir

Tarih özünde yazıyla başlar. Yani bize ulaşabilen, kuşaktan kuşağa aktarılabilen haliyle vardır. Daha geride kalan kısmını da bilim bize gösterir. Üstüne not düşülmemiş olsa da bir kemiğin kaç bin yıllık olduğunu, bir kalıntının hangi dönemden geldiğini, neler görüp geçirdiğini böyle anlarız.

Doğamız gereği yakın tarihle daha ilgiliyiz. Bronz çağındaki gelişmelerden çok doksanlı yılların pop şarkılarından heyecan duymamız biraz da bu yüzden. Kendimizle özdeşleştirebileceğimiz, gözümüzde canlandırabildiğimiz, yaşadığımız ya da bir şekilde ‘görebildiğimiz’ şeylerle ilgiliyiz.

Görebildiklerimiz…

Continue Reading →

Bu yazıya 3 yorum yapıldı.