Tag Archives | bit pazarı

Bit pazarında aklıma düşenler

Bugün evde Ali Bey ve Zeynep Hanım‘ın arkadaşlarıyla yeni yıl partisi vardı. 5 yaşında çocuklarla dolu bir evde zaman geçirmenin nasıl bir şey olacağını tahmin ederek dışarı kaçtım (çok akıllıca bir karar verdiğimi olay sonrası eve dönünce öğrendim).

Benim kafadakiler için Nişantaşı civarında Pazar günü yapılabilecek en keyifli etkinliklerden biri Bomonti Bit Pazarı‘nı ziyaret etmek. Ben de öyle yaptım. Erken uyanabilen biri olmadığım için genellikle artıklara kalıyorum ama yine de plak bakınmak için bile değiyor.

Bomonti Antika / Bit Pazarı.

Bomonti Antika / Bit Pazarı.

Teknosa’nın Retrosa adlı bir kampanyası sayesinde eski elektronik cihazlarla dolu bir atölyede birkaç saat geçirdiğimde bir kere daha hatırladım ki artık elimize tornavida aldığımız bile yok. Oysa ben bilgisayar sahibi olmak için parça toplayıp birleştiren bir kuşaktan geliyorum. Artık üreticiler dahi bunu istemiyor. Bugün bir cihazın içini sadece (varsa) pilini değiştirmek için açıyoruz. Bu da bizi kullanıcıdan öte tüketici yapıyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 18 yorum yapıldı.

Plak olayına giriş ve pikap seçim rehberi

Sosyal medyadan takip edenlerin malumu, bir süredir plak olayına merak sardım. Sebebini, kökenini tam olarak bilemiyorum. Ve inanın çoğunuzun aklına gelen Issız Adam filmi de değil gerekçem. Hatta seyretmedim bile (romantizm içeren her şeye mümkün olduğunca uzağım).

Heves edenler için bu tutkunun önünde aşılması gereken iki büyük engel var: pikap seçimi ve plak toplama. Günümüzde müzik dinleme olayı neredeyse tamamın taşınabilir cihazlara; özellikle de cep telefonlarına kaydı. Bilgisayar başında da genellikle online müzik hizmetlerinden faydalanılıyor. Dolayısıyla eski tabiriyle ‘müzik seti’ artık sadece meraklısının elinin altında. Daha ötesi, güncel setlerin neredeyse hiçbirinde plakları çalabileceğimiz pikap bulunmuyor. Konuyla ilgili Türkçe kaynak yok denecek kadar kıt. Özetle birçok bilinmezle karşı karşıyayız.

l_3c9dbbcb95174cb28c9f34b5f4b1bae3

Sonunda geçtiğimiz hafta vuslata erdim ve bir pikap sahibi oldum. Birkaç gündür en büyük keyfim aylardır topladığım plakları büyük bir keyifle ardı ardına dinlemek. İşin ilginci ben öyle müziğe aman aman meraklı biri değilim. En azından değildim. Şimdi plaktan bir şeyler dinlemek gerçekten meditasyon gibi geliyor.

Bu yazı pikap satın alma konusunda uzun bir ön araştırmanın sonunda toparladığım bilgileri içerecek. Mümkün olduğunca kısa, özet aktarmaya çalışacağım. Olaya heves edenler için faydalı olur umarım.

Continue Reading →

Bu yazıya 74 yorum yapıldı.

Zamanı hapseden objelerin arasında

Bir dönem meşhur haberlerdendi çöp evler. Ne bulduysa saklayanların çoğu zaman komşuların kokudan, civarı saran böceklerden yana şikayetleriyle ortaya çıkan gizli dünyaları. Zabıta ya da polisin birinin evine girerek sahiplendiği şeyleri kamyonlara doldurup çöpe atması kanunen neye dayanır bilemiyorum. Ama tonlarca çöp çıkan evlerin haberleri hafızamda taze. Şimdilerde kalmadı herhalde.

Bir şeyleri saklama tutkusunun koleksiyonerlik ile -halk tabiriyle- çöpçülük arasında gidip gelen hassas bir dengesi var. Bir şeyleri biriktirme arzusunun kökenini düşününce ölüm korkusu, geçmişi yeniden yaşama isteği, bugünün mutsuzluğunu geçmişin mutlu anlarıyla bastırma dürtüsü gibi dallı budaklı onlarca ihtimal arasında gidip geliyorum.

Eminim hepinizin atmaya kıyamadığı, görünce almak istediği bir şeyler vardır. Bir dönem peçete koleksiyonu diye bir şey vardı; hatırlarsınız belki. Kağıt peçetenin şimdiki gibi sıradanlaşmadığı dönemde her kız evinde bir örneği vardı. Çin işi on paralık çakmaklar dünyayı kanser hücresi gibi sarmadan önce hayatımızda büyük yeri olan kibritler de önemli bir koleksiyon objesiydi. Çocukken sokaktan topladığımız boş kibrit kutularının yüzlerini yırtıp iskambil kağıdı misali türlü çeşit oyunlar oynadığımızı hatırlarım (pişti benzeri olanı bayağı popülerdi örneğin).

Pul koleksiyonu ise cinsiyetten bağımsız ata sporumuzdu (e-posta çağıyla beraber böylece ‘gel sana pul koleksiyonumu göstereyim‘ esprisi de tarih oldu). Düşününce ben bile son pulumu 2011’de almışım (ilginç bir ironi olarak PTT pullarımı yolladığı zarfa kendisi bile pul yapıştırmamıştı). Anılarınız depreştiyse eğer aklınızda bulunsun; PTT hala filateliyi ayakta tutmaya çalışıyor.

Son aldığım seride meşhur Selvi Boylum Al Yazmalım filmine ait bir anma serisi de vardı.

Son aldığım seride meşhur Selvi Boylum Al Yazmalım filmine ait bir anma serisi de vardı.

Disiplinli bir koleksiyoner değilim. Bir kenara koyduğum şeylerin çoğu zamanla gözümdeki anlamını yitiriyor. Eskiden sıkıldığım şeyleri etrafımdaki heveslilere veriyor ya da -daha kötüsü- atıyordum. Bir süredir üşenmezsem Tavan Arası isimli bloguma ekliyorum vedalaşmadan önce.

Continue Reading →

Bu yazıya 11 yorum yapıldı.