Tag Archives | bilim-kurgu

Haftanın Özeti: 36

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Üstündeki gizem perdesi hala tam olarak aralanmayan Wikileaks sitesi ele geçirip sızdırdığı bilgilerle dünyanın yönünü değiştirdi. Neden sadece bazı bilgilerin sadece bir kısmını ve sadece kendi istediği sırada ve istediği mecralarda yayınlattığı tartışma konusu olsa da sonuçta tek bir gerçek mağdur yarattı: Kurucu ve Sözcüsü Julian Assange. 2012’den bu yana sığındığı İngiltere’nin Başkenti Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’nde adı konmamış bir hapis hayatı yaşıyor. Assange bu hafta Fransa Başkanı François Hollande’a yazdığı bir mektupla sığınma istedi (gibi). Hollande ise “bu iş böyle olmaz, sığınma gerektiren acil bir durumun da yok” diyerek reddetti. Bunun üzerine Assange “ben zaten sığınma istememiştim” dedi.
  • Lafını etmişken bilgileri tazeleme adına Wikileaks’in amacı ve çalışma yöntemleri hakkında önemli bilgiler içeren -bizzat Assange tarafından aktarılan- aşağıdaki TED sunumunu izlemenizi tavsiye ederim (Türkçe altyazılı).

  • Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi bu hafta düzenlediği basın toplantısında ‘yerli’ üretimi desteklemek adına eşdeğeri bulunan ithal elektronik ürünlere yüzde 30‘a varan ek vergi konulacağını açıkladı. Yani mesela ‘yerli’ bir tablet üreticisi varsa iPad’e ek vergi konacak. Ama iOS yüklü yerli tablet ihtiyacımızı kim karşılayacak orası muamma. Yerli adı altında üretim yapan firmaların neyi ne kadar yerli yaptığı da öyle. Çoğunuzun tahmin ettiği gibi burada amaç üreticiyi korumak değil, devlete ek gelir yaratmak. Türkiye gibi gelirini ancak dolaylı vergilerden toplayabilen devletlerin direnemeyeceği kadar büyük bir pazar. MOBİSAD pazarın yüzde 20 daralacağını iddia ediyor ama bence hiçbir şey değişmez. 5 bin lira da olsa bir öğün az yemek yer yine de alırız ;) Bu memleket neler gördü. Göbek atana kadar devam.

Continue Reading →

Bu yazıya 31 yorum yapıldı.

Sky Captain’dan Iron Sky’a retro bilim-kurgu

Ortalamanın üstünde bir bilgi ve birikime sahip olmakla birlikte yazmaya ve konuşmaya cesaret edemediğim konulardan biri de sinema. Kişisel ilgi alanlarımdan yola çıkarak bilim-kurgu konusundaki görsel arşivin tamamına yakınını izlediğimi söyleyebilirim. Ama asla bir sinefil olduğumu da söyleyemeyeceğim. (hiçbir konuda o kadar derinlemesine bilgi sahibi olmayacağıma dair çok uzun zaman önce kendi kendime bir söz verdim)

Beni en çok hayal kırıklığına uğratan bilim-kurgu / fantezi filmleri önceden kitaplarını okuduklarım oldu. Yazarların kelimeler, tasvirlerle kurduğu dünyaları, ustalıkla canlandırdığı karakterleri asla filmlerde bulamadım. Kitabını okumadan filmlerinden etkilenenlerin de hep büyük bir dilimi kaçırdığını düşünürüm.

Beni en çok etkileyen filmlerden biri 2004 yapımı ‘Sky Captain and the World of Tomorrow‘ olmuştu. Beni etkileme sebeplerini şöyle sıralayabilirim:

Continue Reading →

Bu yazıya 2 yorum yapıldı.

Farklı zevklerin dayanılmaz ağrısı

Tutkularım, zevklerim hiçbir zaman normal, sıradan şeylere dair olmadı. Trendlere, akımlara, moda olan şeylere karşı hep uzak durdum; hatta çoğu zaman karşı çıktım. Sırf başkalarına benzememek için takım tutmadım, kendimi bir partiye yakın hissetmedim, oy kullanmadım, hiçbir derneğe üye olmadım, kulübe yazılmadım. Hiçbir mezuniyet partisine katılmadım, yıllıklarda bile yer almaktan kaçındım. (normalin bu olduğu iddiasında asla değilim)

Benim hep kendime has küçük bir dünyam oldu.

Çizgi romanlarım, kitaplarım, dünya haritalarım, masa oyunlarım, action-figürlerim, kurşun askerlerim, robotlarım, resimli ansiklopedilerim, game watch’larım, oyun kartlarım, film koleksiyonum, elektronik devre setlerim, mikroskobum, teleskobum, bilgisayarım vs…

Şimdilerin geek-nerd olarak sınıflandırdığı kültürüne dair ne varsa, çoğu benim ilgi alanıma girdi. Ama ilginç bir şekilde hiçbir zaman bunları tüketen benzer kişilerle de ilgim olmadı. İddia ediyorum MTG kartlarıyla ilgili Türkiye ölçeğinde iyiyimdir  ama hayatımda bir kere oturup biriyle oynamış değilim. Türkiye’de bu oyunlar nerede oynanır, onu bile bilmem. Örnekler böyle uzar gider.

Ne var ki tutkunu olduğum hemen her zevkin Türkiye’de ne kadar pahalı, özveri ve takip isteyen şeyler olduğunu hep gözlemleme fırsatım oldu.

Bizde çizgi-roman satmaz, alternatif dergiler yaşamaz, farklı mekanlar ayakta kalamaz. Özel zevkler her zaman inanılmaz bütçeler ayırmanız gereken şeylerdir ilginç bir şekilde.

Science Fiction Bokhandeln / Stockholm

Science Fiction Bokhandeln / Stockholm

Dünyanın birçok yerini gezdim, tozdum. Ama bizdeki bu durumun yansımasını hiçbir başka ülkede görmedim. Hemen her yerde alternatif / niş hayatlar için gayet popüler, nispeten ucuz ve her zaman ulaşılabilir ortamlara bulmak mümkün. Bu yazıyı yazarken bulunduğum İsveç / Stockholm’de tesadüf eseri keşfettiğim bir dükkan bunu bana tekrar hatırlattı.

Üç katlı bir mekan içinde belki hayatımın sonuna kadar okumak, seyretmek, dinlemek, oynamak ve yapmak istediğim her şeyi buldum. 3 şehirde şubesi olan bir zincirmiş meğer Science Fiction Bokhandeln.

Bizim diyar Seda Sayan, Posta gazetesi, Var mısın yok musun ve Lucca dünyası. Hayatımıza yeni kisvesi altında giren şeylerin ne kadar sıradan, bayat, eski ve sabun köpüğü olduğunu bilmek çok acı veriyor (bana). Dünya bu kadar küçülmüşken hem de.

Burjuva sınıfı mıdır bizdeki eksiklik, düşünmüyor değilim. Gözümün önüne gelen lümpenlik oluyor sadece nedense.

Bilmem çok mu acımasızım?

Bu yazıya 8 yorum yapıldı.