Tag Archives | ahmed arif

Bir umudum sende. Anlıyor musun?

http://www.youtube.com/watch?v=wn-MN3rvMQU

Anadolu

Beşikler vermişim Nuh’a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fıkaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak…
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Continue Reading →

Bu yazıya 6 yorum yapıldı.

Türküm, doğruyum, çalışkanım

Yazıya net bir tespitle başlayayım: Türküm, doğruyum, çalışkanım.

Yalan değil; öylesine de demiyorum. Kendimi böyle görüyorum. Doğruluk ve çalışkanlık kantara çıkarak ölçülebilen bir şey değil elbet ama öyle olabilme adına samimi bir gayret gösterdiğimi söyleyebilirim.

Okul yıllarım 8 Ekim 2013’ten itibaren tarih olan o meşhur andı okuyarak geçti. Bir kuşak sonra hafızalarda bile yeri kalmaz. Buraya da eklemiş olayım:

Türküm, doğruyum, çalışkanım!
Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!

Biz her sabah bu kısa metni haykırarak güne (okula) başladık (bizim zamanımızda aradaki ‘Ey büyük Atatürk’ kısmı yoktu. Yasam kısmı da ilkem olarak okundu bir dönem). Hiçbirimiz ne dendiğine dikkat bile etmezdik. Zil çalınca bahçeye koşmak gibi otomatikleşen bir süreçti. Üstelik Türk olmak denen mesele nedir, Türk olmayan var mıdır, değilse yarım mıdır, zarar mıdır düşünmedik. O zamanlar dertlerimiz pek başkaydı.

Continue Reading →

Bu yazıya 27 yorum yapıldı.

Ahmed Arif için

Ahmed Arif

Ahmed Arif

Şiiri; daha doğrusu milli spor tadında olanı değil de şiir gibi şiiri sevdiğimi burada birkaç kez hatırlatmıştım. Sevdiklerimden biri de Ahmed Arif. 2 Haziran 1991’de aramızdan ayrıldı. Diyarbakır doğumlu bir Kürt şairdi.

İnsanların etnik kökeni beni hiç ilgilendirmese de onun için önemli belirleyicilerinden biriydi. Şiirlerini besleyen hüznün içinde Kürt olmasının büyük payı olduğunu düşünüyordu. Ben de inanıyorum. Yalnız buna rağmen bütün şiirlerinin Türkçe olması da dikkat çekicidir. Üstelik Otuz üç kurşun şiirindeki gibi Kürt halkının en acıklı öyküsünü anlatırken bile asla öfke, kin, nefrete meyletmemiştir.

Onu anlatmaya çalışırken aklıma ister istemez onun ‘Hasretinden prangalar eskittim’ şiiri geliyor:

Seni, anlatabilmek, seni, iyi cocuklara,kahramanlara,
haldan bilmez kahpe yalana
Seni, anlatabilmek seni,
Namussuza, haldan bilmez, Kahpe yalana.

Geçen gün bir sitede hakkında bir şeyler yazarken aklıma düştü, önümüzdeki Pazartesi günü de bir anma etkinliği varmış. Benim de ona dair birkaç satırım olsun istedim. Dünyaya böyle iyilik, güzellik tohumları saçmış insanların mezarına çiçek bırakmaktansa, haklarında birkaç satır yazıp anılarını diri tutmak ya da henüz tanıma fırsatı bulamamışlara tanıtmak yeğdir herhal.

Continue Reading →

Bu yazıya 5 yorum yapıldı.