Atlas kimin yükünü taşıyor?

Günümüzün küresel teknoloji devleri, ideolojik kökenlerindeki liberter vizyonerlerden çok sırtını devletlere dayamış derebeylerini andırıyor.

Alisa Zinovyevna Rosenbaum, 1917 Sovyet Devrimi sonrası üniversitelerin kadınlara da eğitim hakkı sunmasıyla önce tarih, ardından sanat eğitimi alır. İlk yazısını yayımlarken, dünyanın onu tanıyacağı mahlası da seçer: “Ayn Rand”.

Akraba ziyareti için yaptığı vize başvurusu kabul edilince, Rand 1925 yılında ABD’ye gider ve hayatının kalanını bu ülkede geçirir. Devrim sonrası anavatanını saran kolektivist bilince (ve devlet otoritesine) yönelik hıncı, örneklerini sıkça gördüğümüz merkezkaç kuvvetiyle onu serbest piyasa radikalizminin ve liberteryen düşüncenin en uç noktasına savurur. Her romanıyla biraz daha şekillenen düşünce dünyası, sonunda “objektivizm” adlı bir felsefe sistemine dönüşür. Zamanın ruhu, Rand’ı adeta bir “ruhani lider” seviyesine taşır. Onun bireysel dehayı ve devlet müdahalesinden arınmış kurucu iradeyi kutsayan seküler ütopyasının en somut çıktısı, teknolojinin beşiğine dönüşen Silikon Vadisi olur.

Bana Ayn Rand’ı ve 1957’de yayımladığı “Atlas Silkindi” romanını hatırlatan gelişme, ultra zenginler listesinin gedikli üyesi Jeff Bezos’un son röportajı oldu.

Fakat Bezos’un tezinden önce, kitabın özünü hatırlatmak gerek.

Dil sürçmesine meyyal yapısından mıdır bilmem; yeni Türkçe baskısında “Atlas Vazgeçti” adını alan bu eser, bir grup ağırsıklet patron ile “John Galt” adlı gizemli bir karakter etrafında geçer. İsmindeki “Atlas”, Yunan mitolojisinde tanrılara karşı titanların safında savaşan ve kaybedince gök kubbeyi sırtında taşımakla cezalandırılan karakterden gelir. Fakat Rand’ın romanında dünyayı sırtlayan ve “Yeter be!” diyerek silkinen Atlas biraz farklıdır.

Kitapta devletin baskısı ve bürokrasisinden, üretmeyen fakat her şeyden pay isteyen çıkar gruplarından ve toplum gözünde günah keçisine dönmekten bıkan patronlar, girişimciler, yatırımcılar, mucitler ve vizyonerler topluca grev kararı alır. “Zihin Grevi” denen bu eylemde hepsi aynı anda işyerlerini kapatıp sırra kadem basar. Kısa süre içinde hayat felce uğrar. Düzen altüst olur.

Rand romanında icat, patent gibi zihin gücüne dayalı olgular; cesaretli girişimciler ve vizyoner liderler olmadan, kas gücüne dayalı emeğin hiçbir işe yaramayacağını savunur (Tersini tartışmaya gerek duymaz). Toplumun refahını yaratıcı, üretken ve girişimci azınlığın cesaretine ve gayretine bağlar. Ona göre yüceltilmesi gereken rayları döşeyen işçiler değil; lokomotifi icat eden zihin, ona yatırım yapan sermaye sahibi; rayları, köprüleri, tünelleri, vagonları, istasyonları, sinyalizasyonu, seferleri tasarlayan mühendisler olmalıdır. Yaşamı var edenler yaratıcı ve üretken bir azınlıktan ibarettir.

Atlas’tan Prometheus’a

Dünyanın en zengin ilk 10 ismine bakarken iki ayrıntı dikkatinizi çekiyor: Hepsi erkek ve yedisi teknoloji sektöründen. Yani Atlas Silkindi romanındaki demiryolu işletmecisi Dagny Taggart’ın, çelik imparatoru Hank Rearden’ın, bakır imparatoru Francisco d’Anconia’nın ve John Galt’ın bugünkü karşılıkları teknoloji girişimcileri ve yöneticileri. Atlas’ın hemşehrisi Yanis Varoufakis’in tabiriyle “tekno-feodaller”.

Feodal derebeyleri gücünü kralın bahşettiği topraklardan, sahip olduğu sermayeden ve onunla kiraladığı kas gücünden (emekten) alıyordu. Teknofeodaller ise kurdukları dijital platformlarla, sahip oldukları veriyle, hem satıcıyı hem de alıcıyı yöneten algoritmalarıyla ve bunların hepsini içine hapseden bulut bilişim altyapısıyla, dijital üretim ve tüketim yapan herkesten ve her şeyden nasibini alıyor.

Jeff Bezos, 1994’te kurduğu e-ticaret platformu Amazon’daki CEO koltuğunu bir sonraki hedefine odaklanmak üzere 2021 yılında Andy Jassy’ye bırakmıştı. Merakla beklenen yeni girişimininin sır perdesi geçtiğimiz Kasım ayında aralandı. Ne ilginçtir; o da ismini Yunan mitolojisinden alıyor. Üstelik Atlas’ın öz kardeşinden. Ateşi (teknolojiyi) tanrılardan çalıp insanlarla paylaştığı için gazaba uğrayan bir başka isyankar Prometheus’tan.

Bezos röportajında Prometheus’un her şeye kadir, süper yapay zekayı tanımlayan “yapay genel zeka” (AGI) misali, her şeyi tasarlayabilen “yapay genel mühendis” (artificial general engineer) üretmeyi hedeflediğini söylüyor. Benim dikkatimi çeken kısımsa şu cümle oldu:

“Kar odaklı şirketlerimde işimi düzgün yaptığımda topluma ve uygarlığa katacağım değer, bağış çeklerimden ya da hayırseverlik faaliyetlerimden çok daha büyük olacaktır”.

CNBC’nin Twitter hesabından da paylaştığı bu kesit, üstünden 1 saat geçmeden “Patron” Elon Musk’ın hesabında “Doğru” yorumuyla takdis edildi. ABD’nin envai çeşit hibe, teşvik ve kamu ihalelerinden palazlanan Musk da bir vakit kendini “Dr. Manhattan” ile özdeşleştiriyordu. Alan Moore’un Watchmen adlı çizgi romanında bilimden aldığı tanrısal güçten zehirlenip insanlıktan çıkan Doktor Manhattan ile.

Silkinen bir diğer figür, Palantir gibi tartışmalı ve karanlık girişimlerin cansuyu, tekno-feodallerin Tywin Lannister’ı Peter Thiel. Bir yandan uluslararası sularda ultra-liberter düzende (ama kendi yönetiminde) işleyecek yapay ada ülkesi inşa ediyor, diğer yandan dünyanın çeşitli şehirlerinde “Antichrist” (Deccal) temalı toplantılar düzenleyerek vaazlar veriyor. Yalnızca davet edilenlerin katılabildiği bu gizli toplantılardan biri geçtiğimiz Mart ayında İtalya’nın başkenti Roma’da; Katoliklerin merkezi Vatikan’ın yanıbaşında gerçekleşti.

Thiel’a göre Deccal bir kişi değil; “küresel yönetişim sistemi” veya “tiranik bir dünya düzeni” şeklinde ortaya çıkacak. Aklıma İnegöl’de bir kayıp ihbarı sonrası kurulan arama ekibine katılıp gece boyu çalışan Beyhan Mutlu geliyor. Aranan kişinin “kendisi” olduğunu ancak sabaha doğru fark edebilmişti.

Ayn Rand, andığım diğer isimlerin gençliğine denk gelen 1982 yılında öldü. Dünyayı dönüştürme vaadiyle rahat bırakılma ruhsatı alan bugünkü müritleri ise onun romanlarındaki otorite karşıtı idealistlerden çok, sırtını devletlere yaslamış, aristokratik geçit bekçilerine benziyor.

Dünyayı sırtında taşıyan kim dersiniz?

(15 Mayıs 2026 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazabilirsiniz.

Diğer 5.445 aboneye katılın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


3 yanıt

  1. HARUN Inandugcar avatarı
    HARUN Inandugcar

    Sağ libertaryen için mülkiyet hakkı neredeyse kutsaldır — devlet müdahalesi meşruiyetsizdir. Sol liberal ise piyasanın ürettiği eşitsizliği yapısal bir sorun olarak görür ve yeniden dağıtımı meşru bulur. Bu, her şeyin altındaki tektonik kırık.
    Bizim gibi sıradan serflerin Sol liberalizme yaslanmaktan başka seçeneği kalmadı artık…

  2. HARUN Inandugcar avatarı
    HARUN Inandugcar

    Lanet gelsin tarım devrimine ben avcı-toplayıcılığa geri döneyim diyorum sonra bir de bakıyorum ki ne göreyim dört bir yanım milli emlak, devlet avlağı olmuş. Kaçacak yerde yok ne devletten ne de onun beslediği tekno-feodallerden.

  3. AHMET SARITEMUR avatarı
    AHMET SARITEMUR

    Abi Allah senden razı olsun ne muradın varsa versin ya…Şu hasta halimle beni güldürdün ya Allah da seni güldürsün emi..(Arama kurtarma ekibine katılıp kendini arayan adam 🙂