Tag Archives | vals

Çilelerin en büyüğü: dans

Ben dansı çoğu akranım gibi Türk filmlerinden gördüm. Sosyetik partilerin, gece davetlerinin vazgeçilmeziydi. Herkesin bildiği bir maharetti. Öyle sorgusuz ve keyifle icra edilirdi ki yüksek sosyeteyi ‘dans etmezse ölecek’ adlı bir salgın hastalığın pençesine düştüğünü sanabilirdiniz. Mümkün olan her fırsatta herkes arsız kahkahalar eşliğinde dans ederdi.

Alternatifiyse yine biraz kalburüstü kitlenin pırasa boyutunda sardığı cigarayı şarap ve viskiyle (ama asla rakı değil) harmanladığı dejenere ortamlardı. Herkes yine durduk yere güler, kızlar rock’n roll eşliğinde mini eteklerini savurtarak kameraya donlarını göstermeye çalışır, danstan yorulanlar da mekanın kıyısında köşesinde sevişirdi.

Dans ve dans edenler pek çok gibi kafamda mecburen böyle kodlanmıştı.

Bu yüzden olacak dans edilen ortamlarında kendimi hep o filmlerdeki şaşkın, tıfıl, taşralı delikanlılar gibi hissettim. Dans benim işim değildi. Her an biri çıkıp “Ahahahaa! Şu vahşi öküze de bakın!” diyecekmiş gibi gelirdi. Dolayısıyla en garantisi bir kenarda Kadir İnanır ya da Cüneyt Arkın misali poz kesmekti. En fazla ritme uygun birkaç sallanma hepsi bu. Saatlerce kazık gibi bir köşede dur; sakın ha kendini müziğe kaptırma! Delikanlı ol!

Ama garip bir şekilde dans edilen her ortamda biz çoğunluktaydık. Herkesin gönlünce dans ettiği bir ortama denk gelemedim hiç. Gerçi gönülnce dans etmek de ayrı bir tehlike. İpin ucunu kaçırınca olacakları kestirmek de kolay değil. Ne acı örneklere şahidiz.

Continue Reading →

Bu yazıya 6 yorum yapıldı.