Tag Archives | rob norman

Dijital kafalar için yaratıcılık notları

Yarın Türkiye ve dünyanın farklı ülkelerinden onlarca parlak zekanın yaratıcılık sırlarını ve başarı öykülerini paylaşacağı 3 günlük Kristal Elma Festivali başlıyor. Ben de -geçen sene olduğu gibi- The Hub adlı ana salondaki oturumları yöneteceğim. Benim gibi bilgi oburlarının isimlere bakınca heyecanlanmaması mümkün değil.

Etkinlik internetten canlı yayınlanmayacak ama geçen sene olduğu gibi fırsat buldukça hesaplarımdan ve blogumdan önemli başlıkları aktarmaya çalışacağım. Bu vesileyle geçen seneki bazı oturumlardan notlarıma aktardığım önemli başlıkları paylaşmak isterim.

maxresdefault

Disruption, innovation and future of advertising: Rob Norman

  • İnternet artık PC’ye dayalı ya da Avrupa ve ABD’ye bağlı bir hizmet değil; hepimize ait. Hatta Latin Amerika ve Afrika’da çok daha kıymetli. Birkaç yıl sonra güncel ekonominin içindeki herkese ulaşmış olacak.
  • Şu an internete erişen kişi sayısı banka hesabı olanlardan fazla.
  • İçeriğin atomlaşması sürecini yaşıyoruz. Yayıncılık ve reklamcılık atomize oluşunu izliyoruz. Bu bölünmenin kalbinde inovasyon yatıyor.
  • Moore’un kanununa hepiniz aşinasınızdır. 2 yılda bir ikiye katlanacağını söyler. Bugün bu hızın da ötesine geçtik. Metcalfe yasası da benzer şekilde bir ağın kullanıcı sayısının etkisiyle oranından söz eder. Örneğin tek bir faks makinası varken bunun kimse için bir anlamı yoktur. Çoğaldıkça önemi de artar. Sosyal ağ ve Web hizmetlerinde de bunun izlerini görüyoruz.
  • Artık sayfaları parmakla çevirmiyoruz, televizyona kumanda tutmuyoruz. Davranışlarımız değişiyor.
  • Her şey ışık hızında ilerleyen bir stream / akış içinde bir iletişim kurabilmek, takip edebilmek ve sürdürebilmek üzerine kurulu.
  • 1950’de Coca-Cola kendi şişesi için bir tasarım arayışına girdi. Sebebi o dönemler sandıkta satılıyor olmasıydı. Elini daldırdığında bakmadan hangi şişenin Coca-Cola olduğunu bilmesini sağlamak istiyorlardı. Hatta öyle ki yere düşüp kırıldığında bile şişenin bir CC’ye ait olduğu biliniyordu. İletişimi böyle kurgulamak gerekir.
  • Tescilli marka, yer, zaman, telif hakkı gibi konular bizi hapsediyor. Yaratıcılık özgürlükten beslenir.
  • Ürünler hizmetlere, hizmetler ürünlere dönüşmeli.
  • Tüketiciler 3 boyutlu ve X ışınlı hale geldi. Hiçbir şeyi saklayamıyor, gizleyemiyorsunuz.
  • Eski düşüncelerimizin aksine, küçücük ekranlar bile insanları mutlu etmek için fazlasıyla yeterli hale geldi.
  • Google Glass mimiklerimizle yönetebildiğimiz ve tüketebildiğimiz bir veri katmanıya bizi tanıştırıyor. İnsanlar ve markaları birbirine bağlamak için yeni bir seçenek haline geliyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 6 yorum yapıldı.