Tag Archives | macintosh

iMac için RAM ve SSD yükseltme rehberi

Yakın dönem köşe yazılarımdan bazılarının satır aralarında değindiğim konulardan biri de donanım ile aramızdaki ilişkinin dönüşümü. Bir dönem otomobil, bilgisayar gibi cihazlara sahip olmak bir dereceye kadar (hatta genelde ortalamanın üstünde) mekanik, donanım bilgisi, tamirat becerisi gerektirirdi.

O zamanların bilgisayar tutkunu için bilgisayar sahibi olmak en başta kurulumu seçmek, onu bir araya getirip birleştirmek ve çalışması için içine bir şeyler yüklemekti. Uzun zamandır durum böyle değil. Her şey satın al, paketi aç, kullan, sıkılırsan at ve değiştir mantığında ilerliyor.

Artık bilgisayarın kendisiyle uğraşmak değil, onu kullanarak bir şeyler yapmak istiyoruz.

Görüntünün özeti: UZAK DUR !

Görüntünün özeti: UZAK DUR !

Araçlarımızın en basit tamir ve bakımlarını bile yetkili servisler yapıyor; biz uğraşmak istemiyoruz. Araçlarımızın kaputlarını açtığımızda dev bir plastik koruma ve bize muhtaç kalan son ayrıntının; silecek ve motor suyunun kapakları dışında bir şey görmüyor oluşumuz da bu yüzden. Benim otomobilimin aküsü bile arkada, bagajın altında yer alıyor.

Her şeye bulaşan bu yeni bakış açısı yüzünden bilgisayarlarımız bile artık kasası açılmayacak şekilde üretiliyor. Continue Reading →

Bu yazıya 27 yorum yapıldı.

Steve Jobs’un kayıp röportajı

Bilen bilir, yazılarımda da çokça değinmişimdir; ben Steve Jobs’u pek sevmem. Her hareketi ince bir halkla ilişkiler ve algı yönetimi filtresinden geçmiş, koskoca bir yaratıcı çalışan ordusunu acımasız, faşist bir anlayışıyla yönetmiş, en yakın dostlarını bile gözünü kırpmadan harcamış ve kendinden gayrı herkesi perde ardına gizlemiş tipik bir Amerikan patronudur.

Sahi Apple şirketinden Jobs dışında kaç isim sayabilirsiniz? (Apple’a dair her şeyi Jobs’un düşünüp tasarladığını zannedenlere bile rastladım ben).

Steve Jobs, iPhone’u tanıtıyor. Cihaz yüzüne alabildiğine yakın. Çünkü böylece medyada çıkan her karede kendi de yer alacak ve cihaz zihinlere kendi varlığıyla kodlanacak. Jobs’un çoğu kişinin farkına bile varmayacağı ince hesaplarından.

Eski bir yazımda da değindiğim gibi kimse muhafazakarlık ve bağnazlık konusunda teknoloji tutkunlarının eline su dökemez. Fanatik taraftarlar gibi çoğu zaman eğriyi-doğruyu tartmaktan çok kendi kamplarında saf tutmaya ve siperi güçlendirmeye gayret ederler. Dev propaganda makinaları ve önyargılarla kendilerine yüksek duvarlı hapisaneler örmüşlerdir.

Dolayısıyla bu konulara girmek genellikle tehlikeli sulara dalmaya benzer; az çekmemişimdir hani. Jobs ile ilgili tespitlerimi de ayrıca derleyip paylaşmak isterim. Bu yazının konusu ise çok başka.

‘Triumph of the Nerds’, bilişim dünyasının en meşhur belgesellerden biri. Robert Cringely imzalı bu yapımı geçen sene bloguma konuk etmiştim. Cringely’nin bu belgesel için konuştuğu onlarca kişiden biri de Steve Jobs’tur.  Sadece 10 dakikasını kullandığı 1 saatlik bu tarihi röportajın orijinal kaydı montajın yapıldığı Londra’dan ABD’ye gelirken kaybolur. Jobs’un ölümünden kısa bir süre sonra belgeselin yönetmeni garajını temizlerken kayıp kopyayı bulur ve bu tesadüf sonucu Steve Jobs’un en uzun röportajlarından biri yeniden gün ışığına çıkar.

Bu yazıda 1 saati aşan Steve Jobs: The Lost Interview adlı röportajı izlerken çıkardığım notları ve kişisel görüşlerimi paylaşacağım. Yaratıcı, mücadeleci ve işi adına birçok şeyi feda edebilen bir zihnin kendine has tarzıyla elde ettiği başarı ve tespitlerin faydalı olacağını düşünüyorum.

Continue Reading →

Bu yazıya 21 yorum yapıldı.