Tag Archives | fast food

Geçip giden zamanları bir yerlerde bulmak

Başlığın ilhamı bu yazıya güzel bir fon oluşturur. Başlayın çalmaya (bence).

[soundcloud url=”http://api.soundcloud.com/tracks/39770506″ params=”” width=” 100%” height=”166″ iframe=”true” /]

Severek takip ettiğim, hatta yazarını programıma konuk etmek için epey uğraştığım Hastalardan Öğrendiklerim adlı bir blog var. 2012 sonundan beri güncellenmeyen bu blog İzmirli bir doktorun o gün muayene (ve tedavi) ettiği hastalarından öğrendiklerini çok keyifli bir dille aktarıyor(du). Blog denince aklıma gelen ilk adreslerdendir.

Kendi blogumu da benzer bir mantığa oturtmayı istesem de pek başarılı olamadım. Ama yılmadan devam ediyorum.

İnternet bildiklerimizi ve öğrendiklerimizi paylaşmak için harika bir ortam. Ama çok azımız böyle bir kaygıya sahip. Twitter, Facebook ve türevlerine ayrılan mesai suya yazı yazmak ya da kör kuyuya derdini bağırmaktan farksız. Birkaç saat sonra buhar olup gidecek, bir daha kimse (arama motorları bile) erişemeyecek. Ama blog dediğin öyle değil. Bir ömür burada. Sonsuza kadar erişilir. Her yerden ulaşılır.

nottutma

Halkla ilişkiler dünyasının Türkiye’deki en saygın isimlerinden Betül Mardin bir röportajında şöyle diyor:

Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi hayatının tanıklığı hem de yarına kalan bir bilgi kaynağıdır.

Continue Reading →

Bu yazıya 24 yorum yapıldı.

Fast-food denilen şeye dair

Fast-food’un felsefesi, tarihi, muhteviyatı ve teknikleriyle ilgili çok araştırma yaptım, çok okudum. Hepsini bir blog sayfasında özetlemeye doğal olarak imkan yok.

Yine de tek seferde en çok bilgiyi edinmek isteyenler için seneler önce bir ABD-Türkiye uçuşu sırasında uçakta başlayıp bir solukta bitirdiğim Fast Food Nation kitabını kesinlikle tavsiye ederim. Amerikalı gazeteci Eric Schlosser tarafından 3 yıllık bir çalışma sonucu ortaya çıkan bu ‘eser’ sonradan filme de çekilmişti. Fragmanı bile fikir verici. İzleyelim:

Schlosser sonrasında benzer bir konuyu işleyen Chew On This adlı bir kitap daha yazdı ama Fast Food Nation hala en iyi konsantre olma özelliğini koruyor. Ne mutlu ki Fast Food Nation kitabı yıllar sonra Hamburger Cumhuriyeti adıyla Türkçeye de çevrildi. Çevirisi de fena değil. Arka kapağından bir alıntı yapayım:

Fast food kültürünün suç listesi hayli kabarık: Doğal çevreye yapılan tahribatı hızlandırdı. Zengin ile yoksul arasındaki uçurumu derinleştirdi. Obezliği, aşırı kilo hastalığını doğurdu ve yaygınlaştırdı. Kültür emperyalizmi yoluyla başka kültürleri tahrip etti, dengelerini bozdu. Yetkin röportajları, keskin zekâsı ve derin muhakeme yeteneği sayesinde Eric Schlosser, daha da uzatabileceğimiz bu suç listesi için yeterince sağlam kanıt sunuyor. Sarsıcı araştırması, fast food işinin doğduğu Kaliforniya şehirlerinden, pek çok fast food yiyeceğinin tat ve kokusunun üretildiği New Jersey Turnpike’daki sanayi şeridine kadar uzanıyor.

Fast food şirketleri ile Hollywood arasındaki kurnazca ittifakla, hazır yiyecek endüstrisinin gıda üretimiyle, popüler kültürle, hatta gayri menkul piyasasında yarattığı etkilerle ilgili pek çok irkiltici olgu anlatılıyor kitapta.

Bu kitapta fast-food (FF diye kısaltacağım) kavramının tarihiyle işe başlanıyor. Savaş sonrası fakir Amerikan halkının dışarda bir şeyler yiyip eğlenebilmesini sağlayan bir çıkış noktası olarak başlayan FF, zamanla beklentiyi karşılamak için farklı yönlere sapmak, farklı teknikler kullanmak zorunda kaldı. Sorunlar da böyle başladı.

Continue Reading →

Bu yazıya 7 yorum yapıldı.