Tag Archives | D&R

Haftanın Özeti: 20

Doların inişi-çıkışı, siyasetin çalkantısı, futboldaki galibiyet ve mağlubiyetler derken koşturmacalı, nefes kesen bir hafta daha sona erdi. Peki ‘başka’ neler oldu? Onları da ben derledim (İşim gücüm budur benim, gökyüzünü boyarım. Bir bakarsınız ki mavi).

Hatırlatma: özetler her hafta olduğu gibi 5 ana kategoriden oluşuyor ve diğer 4 sayfanın bağlantısı yazının bitiminde yer alıyor. Sadece bu ilk sayfadaki ‘Genel Gündem’e bakıp “neden bu kadar kısaldı” diye dert yanmayın ;)

Genel Gündem

  • Senelerce evlere servis korsan DVD satan ve kelimenin tam anlamıyla paraya para demeyen ‘DVD Metin’ teknoloji ve kanunlarla olan köşe kapma yarışını güzel güzel anlatmış.
  • ABD’de korsan içeriği internette tespit edip ceza kesmek için kurulan ve liderliği elinde tutan Rightscorp şirketi zarar üstüne zarar açıklıyor.
  • FBI’ın belgelerine göre Hitler sığınağında intihar etmemiş; kurmay heyetiyle beraber bir denizaltıya binip (diğer birçok Nazi gibi) Arjantin’e kaçmış. 203 sayfalık bu belgenin sansürlü kısımlarını daha fazla merak ettim (olayın kendisinden daha fazla gizlilik gerektiren ne olabilir?).
  • 15 – 18 Ağustos 1969 tarihinde düzenlenen efsanevi Woodstock Müzik Festival’inde sanatçılara ödenen bedeller Variety dergisinin arşivinde çıktı. Bugüne çevrildiğinde çiçek çocukların süperstarlarının epey mütevazı olduğu ortaya çıkıyor (büyük hali için tıklayın).

woodstockpricesfinal22222

  • Suriye’de; yani burnumuzun dibinde yaşanan drama dair İstanbul ve Kobani eksenindeki dehşet ve ibret verici karelerden oluşan bir foto galeri.

suriye

  • Nora Dunn, bir Kanadalı. 2006 yılında “yeter” deyip her şeyini  satarak dünyayı gezmeye başlıyor. Ve 40’tan fazla ülkeyi ayaklarının altında çiğnemeyi başarıyor. Gideceği ülkeyi, kalacağı yeri internetten seçiyor. Orada nasıl para kazanacağını da. Gerçek -ve imrendirici- bir dijital göçmen ile tanışın.
  • Fransa’nın başkenti Paris dünyanın en fazla turist çeken şehri. Şehrin en popüler mekanlarından biriyse Versailles Sarayı. Alınan son bir kararla sağa sola çarpıp zarar verdiği gerekçesiyle  selfie çubukları yasaklandı.

150309105053_selfie-stick_624x351_afpgettyimages_nocredit

Selfie çubuksuz bir tatile tatil denebilir mi?

  • Bakıyorum selfie çubuğu ilginizi çekti? O zaman öğrenelim hangisi iyidir, kullanımı nasıldır
  • Dünyada keşfedilmedik, ayak basılmadık bir yer kalmadı (sanıyoruz) ama neyse ki yaşlı gezegenimiz bize sürprizler yapmaya devam ediyor. Güney Pasifik’te volkanik patlama sonucu yepyeni bir ada ortaya çıktı! Ayak basılmamış, sahiplenilmemiş, bozulmamış, yepyeni, bakir bir toprak parçası. Heyecan verici, değil mi?

_81591521_tonga

  • Bu hafta ortaya çıkan şoke edici bir detay: Apple’ın Kurucusu Steve Jobs 2009 yılında bir süre ortadan kaybolmuş, ardından karaciğer nakli yaptırdığı ortaya çıkmıştı. Bu hafta ortaya çıkan bir gerçeğe göre dönemin Apple’ın Başkan Yardımcısı (ve şu anki Yönetim Kurulu Başkanı) Tim Cook kendi kan grubu ve dokusunun Jobs ile uyuştuğunu öğrenince karaciğerinin bir bölümünü ona vermeyi teklif etmiş. Ancak Jobs “bunu yapmana asla izin vermem” diyerek reddetmiş. Ben de bu sayede öğrendim ki karaciğer kendini yenileyen organlardan biriymiş.

3043628-poster-p-1-tim-cook-tried-to-offer-steve-jobs-a-portion-of-his-liver

  • 14 Mart tarihi (3/14) Dünya Pi Günü olarak anılıyor. Gizemini koruyan bu mucizevi ve esrarengiz sayı dizisi üzerindeki deney ve arayışlar da sürüyor. Bir yazılımcı Google altyapısını kullanarak (32 çekirdekli işlemci, 208GB RAM, 1.2 terabayt disk) 6 saat sürede 250 milyarıncı  haneye ulaşmayı başardı. Sonuna hala ulaşabilmiş değiliz elbet.

Continue Reading →

Bu yazıya 28 yorum yapıldı.

İnternette kitap daha ucuz. Ama nerede?

ÖN BİLGİ: Bu yazı 26 Eyül tarihli Radikal köşe yazımda yer verdiğim bir karşılaştırma haberini temel alıyor. Haberde yer veremediğim site izlenimleri ve sipariş süreçlerini de kapsadığı için bir derleme / toparlama olarak da düşünülebilir.

Kitaplarını senelerdir internetten alıyorum. Kitapçıya gitmeye üşenmek bir yana aynı ürünü hiç de yabana atılmayacak oranda ucuza almanın, kapına kadar teslim ettirmenin avantajı kaçınılmaz.

Böyle mabed gibi kitapçılara girince paçayı kurtarmanız zor. O yüzden yine en iyisi web siteleri.

Kitaba epey yatırım yapan biri olarak kitapçıya gitmenin bir de ‘riski’ var: o renkli ortam içinde sanki okumaya çok vaktim varmış gibi hiç aklımda olmayan kitapları da görüp alıyorum. Masrafından öte okuyamamanın getirdiği vicdan azabı gerçekten büyük bir yük oluyor sırtımda.

Continue Reading →

Bu yazıya 20 yorum yapıldı.

Bilgi emme yöntemleri

Kişisel bilgilerimi içeren sayfada da değindiğim gibi elimden geldiği kadar çok okumaya çalışıyorum. En büyük zaafımsa dergiler. Her ay onlarca farklı ilgi alanına dair dergiler alıyorum. Çoğunlukla aynı ay içinde okuyamadığım için bir sonraki aya sarkıp kartopunun çığa dönüşmesi misali masamda dağlar oluşturuyorlar.

Dergiler böyle birikir, birikir, birikir… Tam eridi derken aybaşı gelir…

Dergiler iyidir. Gazetenin telaşı, internetin (genel anlamdaki) sığlığından uzaktırlar ve kendi alanında iddia taşıyan, mümkün olduğu kadar uzman ellere kendini teslim etmişlerdir. Üstelik genel geçer gündem konularının dışında kalan enteresan şeyleri keşfetmek için de eşsiz bir ara geçit işlevi görürler.

Benim için dergi okumak (yaptığım pek çok diğer şey gibi) işimin de bir parçası olduğundan vazife disiplininde takip etmeye çalışıyorum. Ama birkaç altın tavsiyeyi paylaşmak istedim; belki sizin için de faydalı olabilir. (aşağıdakilerin bir önem sırası yok, aklıma geldiği sırada yazıyorum)

  • Kendi ilgi alanınız dışındaki dergilere mutlaka şans verin. Öylesine, zevk için alın, karıştırın. Beğenirseniz almaya devam edersiniz. Ama inanın ona ayırdığınız zaman boşa gitmez. Kendi merakınızın içinde boğulmanızı ve sığlaşmanızı da engeller.
  • Dil biliyorsanız yabancı yayınları takip etmeye çalışın. Türkçe dergilerin arasında da çok seçkin örnekler olsa da insan ve para kaynağı çok daha geniş yabancı yayınlarda çok daha leziz ve doyurucu konulara ulaşmak daha olası.
  • Büyük şehirlerdeyseniz D&R, Remzi gibi büyük mağazaları mutlaka ziyaret edin. Böyle yerler ücretsiz dergi okumak ve nelerin yayınlandığına bakmak için bir mabed gibidir. İstanbul için Kanyon Remzi ve D&R, Mayadrom Remzi bu kritere uyar. Ankara’daki devasa D&R da öyle. Diğer şehirlerde bakmadım, bilemiyorum. Girin toplayın dergileri, oturun bir sandalyeye, çevirin sayfaları. Vaktiniz ne kadar elveriyorsa.
  • Satın aldığınız dergileri okuyabileceğiniz yerlere dağıtın. Örneğin yatarken bakacağınız dergileri başucunuza, işyerinde bakabileceklerinizi masanıza, arada sırada bakabilecekleriniziyse çantanıza atın. Gün içinde birkaç dakika ayırarak ne kadar çok şey okuyabileceğinizi tahmin edemezsiniz. (ben emeğe saygısızlık olarak düşündüğümden tuvalette bir şey okuyamıyorum ama tuvaletini kitaplığa çeviren çok arkadaşım da var. Onu da unutmamak gerek)
  • Dergilerin tamamını taşımanız gerekmez. En akıllıcası aldığınız dergiyi hızlıca tarayıp okumak istediğiniz sayfaları yırtıp gerisini atmaktır. Çoğu sayfanın reklam ve süprüntü basın bültenleri, şişirilmiş fotoğraflar olduğunu düşününce hele. Denediğinizde aslında bir derginin taşınabilir kısmının ne kadar kompakt olduğunu göreceksiniz.
  • Ögrendiğiniz bilgileri mutlaka bir kenara not alın. Hatta bunları sonradan kategorik olarak düzenlerseniz çok değerli bir veri bankanız olur. Şahsen bulduğum her istatistiği, rakamsal, sektörel veriyi kaydediyorum. Ve mutlaka bir yerlerde işime yarıyor.

Aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Yenileri gelirse maddelere ekleyeceğim. Sizin tüyolarınızı da yorumlarda beklerim.

Bu yazıya 4 yorum yapıldı.