Tag Archives | dijital uçurum

Haftanın Özeti: 5

Geldik Kasım ayının son özetine. Şaka maka 1 ayı da geride bırakmışız bu özetler peşinde. Bakalım geçtiğimiz 7 gün boyunca ekranımdan geçip de aklımda kalan neler olmuş.

  • Jason deCaires Taylor ismini hiç duydunuz mu bilmiyorum. Kendisi dünyanın ilk sualtı heykeltraşı. Nefes kesen işlere imza atıyor. Bir kısmına bakalım.

  • İnternetin rutin gündemi siber ataklar. Her saniye yüz binlerce saldırı gerçekleşiyor. Kiminin niyeti bir sitenin işlemesini engellemek (rakiplerinin kiraladığı ‘bot ağları‘), kimininki bilgi çalma, kimisiyse sadece kişisel tatmin. IP Viking bu garip çabanın gerçek zamanlı haritasını sunuyor (bir Norse hizmeti). Türkiye listedeki yerini hep koruyor ama bunu Türk hackerlara bağlamayın. Tamamına yakını antivirüs kullanmayan ve yüklediği bir uygulama yüzünden yurtdışındaki hackerların eline düşmüş internet kullanıcıları. Hipnotize edici.
  • If this then that (ya da daha bilinen ismiyle IFTTT) blogda bazen değindiğim, farklı alanlarda kullandığım ve ÇOK takdir ettiğim bir hizmet. Giray Batıtürk adlı bir okuyucum blog yazılarıma özel bir kural yazmış. Yeni bir yazı yazdığımda Pocket hizmetine ekliyor (Pocket’tan da başka bir yazıda bahsetmiştim). Çok teşekkür ederim.
  • Hayranlıkla takip ettiğim sitelerden VICE, ilgiyle takip ettiğim ‘dijital aşk / cinsellik’ konusunda ‘The Digital Love Industry’ yarım saatlik çok güzel bir belgesel hazırlamış (UYARI: Çıplaklıkla ilgili hassasiyetlere sahip olanlar için uygun olmayabilir). Cinselliğin; dolayısıyla bütün beşeri ilişkilerin radikal bir biçimde şekil değiştirmek üzere olduğu bir dönemdeyiz. Konuyla ilgiliyseniz (böyle bir şeye nasıl ilgisiz kalabilir bilemiyorum ama?) bu bloga  yazdığım iki yazıyı hatırlatayım: Kadın nazından usananların limanı (insanların ‘cisimlerle’ ilişkisine dair) ve OS1 mi daha tatlı yoksa seks mi? (Meşhur Her filminden yola çıkan fikirlerim).
  • Sanal gerçeklik konusu Güney Kore’de gerçekleştirilen G-Star oyun etkinliğinde de yer buldu.
  • Crusie gemilerini çok merak etmeme rağmen bir türlü cesaret edemiyorum. Fakat bir tanesi epey ilgimi çekti. Dünyanın en teknolojik cruise gemisi Quantum of the Seas! Tatil planlarımıza ekleyelim. Daha mütevazı seçeneklerimiz de yok değil.

Continue Reading →

Bu yazıya 21 yorum yapıldı.

Facebook çağında anne-babalık ve intihar

Birkaç gün önce Mom-Z etkinliği kapsamında, çoğu kişinin işine bile gidemediği karlı bir İstanbul gününde Cibali’deki konferans salonunu dolduran bir grup anneye sunum yaptım (etkinliğin adı Dad-Z olsaydı eminim hepimiz evlerimizde kalacaktık). Yeni çağı, çocuklarını ve anne-babalarını anlattım. Kısıtlı zamandan dolayı üstünden şöylece bir geçtiğim konulardan biri dijitalleşmenin kuşak farkı ve ebeveyn-çocuk ilişkisine yüklediği yeni tanımlar, kavramlardı.

ipadbebek

Birkaçını burada sıralayayım:

  • Teknolojik araçlar ve intenet sayesinde tarihte ilk defa çocuklar anne-babalarından daha fazla bilgiye, beceriye ve araca sahipler.
  • Aynı sebepten dolayı ilk defa ebeveynler (yani anne-babalar) çocuklarına bir şey öğretemiyor; dahası onların neyi öğrenip öğrenemediğini de denetleyemiyor.
  • Sobadan kalorifere geçişle beraber parçalanan ev içi sosyal yaşamımız teknoloji sayesinde daha belirgin sınırlara çekildi. Artık çocuğun ailesiyle dertleşmesi olası değil. Bu rolü Facebook, Twitter ve benzeri sosyal ağlardaki kimlikler üstlendi.
  • Bugünün anne-babasının çocuğu hakkında en fazla bilgi sahibi olabileceği kaynak Facebook.
  • Yine teknoloji sayesinde kuşak farkı dediğimiz kavram yaştan bağımsız hale geldi. Teknoloji ve nimetlerine hakim 50 yaşındaki biri olmayan 30 yaşındaki birine göre alt kuşaklara çok daha yaklaştı. Kuşak farkını artık yaş değil; beceriler tanımlıyor.
  • Teknolojiyi reddetmek, çocuğun hayatına sokmamak gibi bir ihtimal yok. Bu hiçbir ebeveynin kazanamayacağı bir savaş (bu çabanın onu internet hakkında bilgisiz; dolayısıyla istismara açık bir bireye dönüştürmek dışında bir faydası yok. Teknolojiden, internetten anlamayanların okuma-yazma bilmeyenlere eşdeğer olacağına dair tespitlere girmiyorum bile).

Hepsinin ötesinde modern anne-babalık kisvesi altında gerçeklerden fazlasıyla uzak, çıtkırıldım çocuklar yetiştiriyoruz. Hayata dair tecrübelerini karpuz ağacından düşerek ediniyorlar. X, Y, Z diye sınıflandırma kolaycılığına düştüğümüz bu kuşağın gerçek hayatla tanışıp şoka girdiği son gençlik / orta yaş döneminde (yani kabaca 2030’larda) bugün adını dahi duymadığımız yepyeni psikolojik rahatsızlıklarla tanışacağız (ben buraya yazmış olayım, siz ilerde döner bakarsınız).

Hatta bu dönemin daha şimdiden başladığını savunanlar da var.
Continue Reading →

Bu yazıya 8 yorum yapıldı.