Tag Archives | 3B yazıcı

Haftanın Özeti: 4

Bir haftasonunda daha hafta boyu ekranımdan geçenler arasında paylaşmaya değer bulduklarımın özetleriyle karşı karşıyayız. Hadi başlıyoruz!

  • Twitter’ın kurucu ortaklarından Biz Stone yeni bir mobil uygulama daha hayata geçirdi: Super (bir diğeri görsel tabanlı soru sorma ağı Jelly‘ydi malum). Super ne yapıyor merak ederseniz şöyle özetleyeyim; kendi ağınız ile yaratıcı fikirlerinizi, planlarınızı paylaşmanızı sağlıyor. Android ve iOS’te çalışıyor.
  • Açık kaynaklı bira; hatta kola bile duymuştum ama tekneyi yeni duydum. İsmi: The Greenheart Project adlı bu girişim güneş enerjisi ve yelkenden güç alan ilginç bir tasarım.
  • Orada bir yerde yapılmışı vardı muhtemelen ama bir dönemin televizyon eğlencelerinden kağıt katlama sanatı; diğer ismiyle ‘origami’nin bir Türkçe sitesi varmış.

  • İnternet girişimcileri için ilgilendikleri kategorilere ait okuma listeleri (İngilizce).
  • Girişim fikrim var ama işimi bırakmaya değer mi? Bu meşhur soruya dair bir yazı.
  • Ditto: 29 dolarlık bir giyilebilir cihaz. Marifeti ‘titremek’. Evet sadece titriyor. Ama bir sor bakalım niye titriyor?
  • Fiyosync: Dropbox pahalı, Google Drive yetersiz diyorsanız buyrun kendi dosya paylaşım ve eşleştirme hizmetinizi kendiniz kurun (Mac platformu için).
  • Memory Clean: Yine Apple kullanıcıları için ücretsiz bir bellek düzenleme / temizleme aracı. Bir süredir kullanıyorum ve gayet memnunum.
  • Türkiye’de nedense pek tutmayan Skype’ı kullanmak için artık özel bir uygulama yüklemenize gerek kalmadı. Artık doğrudan kendi web sitesi üstünden görüşme yapabileceksiniz.
  • Flux: 3 boyutlu tarama, obje oluşturma ve lazer yakma konusunda tek cihazda toplu çözüm. Harika görünüyor.

  • Nokia N1: Hayatına Microsoft’un kanatları altında küçülerek devam eden Nokia, Android işletim sistemli bir iPad üretti. Yani en azından görünen o.

Continue Reading →

Bu yazıya 27 yorum yapıldı.

Herkesin üretici olduğu bir dünyada yaratıcılık

2008 yılından beri iştahla takip ettiğim bir konu olmakla beraber 3 boyutlu yazıcılar konusuna bu blogda pek değinmediğimi fark ettim. 3D printer, 3B yazıcı gibi karşılıkları da bulunan bu konu kabaca bilgisayarınızda tasarladığınız (ya da hazır tasarlanmış dosyasını yüklediğiniz) bir objeyi aynen kağıda bir yazı, resim, şekil bastırır gibi 3 boyutlu olarak ‘üretme’ ya da ‘oluşturma’yı özetliyor. Aslında mesele bir yazdırma değil ama bu şekilde yerleşti; çok da dert değil.

Nasıl çalıştığına bir örnekle bakalım:

3 boyutlu yazıcılarla yapabilecekleriniz hayalleriniz ve el becerenizle sınırlı. Ama geçen haftaki gazete yazımda bahsettiğim 1.400 dolar etiketli Digitizer adlı cihazla yaratıcılığa da pek ihtiyaç kalmadı. Herhangi bir cismi Digitizer’a yerleştirip herhangi bir 3 boyutlu yazıcıyla aynısını üretebilirsiniz.

Continue Reading →

Bu yazıya 23 yorum yapıldı.

Hukuk arayan yeni nesil sorunlar

Bugün Sosyal Medya Hukuku Sempozyumu’nda açılış konuşmacısıydım. Orada yaptığım sunumdan yola çıkarak yeni dertlere yönelik bazı noktaları buraya da aktarmak istedim. Blog yazılarıma gelen yorumlar çoğunlukla konuyu çok daha zenginleştiriyor; kimi zaman varsa yanlışları düzeltiyor kimi zaman da doğruyu pekiştiriyor. Bu konu da görüş toplama ve çeperi genişletmeye son derece müsait başlıklardan biri.

Sosyal medyayı genel anlamda ‘dijitalleşme’ sathına yayarak ‘yeni nesil dertler’ derken ne demek istediğimi biraz pekiştireyim:

  • En büyük konu başlığı elbette mahremiyet. Bu konuda blogda birkaç yazı yazdığım için detaylarına girmeyeceğim ama olayın ana hatları üç aşağı beş yukarı hepimizin malumu. Sorunun özü yeni dönemde bireysel mahremiyetin bazen isteyerek bazen farkında bile olmadan sizin kontrolünüzden çıkması. Kimi zaman bazı hizmetler için mecburen bize özel alanları paylaşmak ve haklarımızdan fedakarlık yapmamız gerekiyor. Kimi zamansa farkında bile olmadan hakkımızda pek çok bilgi toplanıyor.
  • Bu konuya en güncel ve çarpıcı örneklerden biri de CIA adlı bir mobil uygulama. Önce tanıtım videosuna bakalım.

  • Bu şekilde izlerken ilginç; hatta daha da ötesi faydalı görülen bu uygulamanın özüne bakalım: sizi arayan numaralar rehberinizde yer almasa dahi kendine ait merkezi veritabanından sorgulayarak ekranınıza kimliğini rehberde kayıtlıymış gibi getiriyor. Şirket bu numara bilgilerinin bir kısmını halka açık rehberlerden topluyor. Ama esas kaynağı bizzat kullanıcılarının kendisi! Yükleyip çalıştırdığınız anda sizin telefon rehberinizi de kendi veritabanına çekerek herkesin kullanımına açıyor. Böylece her yeni kullanıcıyla biraz daha büyüyen küresel ve korkutucu bir rehbere sahip oluyor. Bu yazılımı yüklemenizi kesinlikle tavsiye etmiyorum. Ama illa denemek isterseniz (kontakt listenizi kaptırmamak için) rehberi boş bir telefona yükleyin, sonra arkadaşlarınızın sizi aramasını isteyin. Büyük oranda isimlerinin ekranınızda belirdiğini göreceksiniz. Tek sorunu rehberinize ‘Annem’, ‘Halam’ gibi kaydettiğiniz kişilerin de merkezi veritabanına aynı isimle eklenmesi (ve ekranınızda bu şekilde çıkması). Eminim bunları aşacak bir yöntem de bulurlar. Özetle siz numaranızı kimseyle paylaşmasanız dahi rehberinde kayıtlı olduğunuz biri bu (ve bunun gibi başka bir)  uygulamayı yüklediğinde numaranız kamu malı haline geliyor. Sitesindeki bilgiye göre şu anda 1 milyar 300 milyon kişinin bilgilerine sahipler. Buyrun size yeni nesil, devasa bir dert.
  • Kapıda bekleyen yeni dertlerden biriyse geçen sene tanıtılan Google’ın meşhur gözlüğü Google Glass. Henüz bir avuç insanın kullanımındaki bu seksi cihaz standart görünümlü bir gözlüğü gerçek dünya ile aramıza o meşhur Terminatör gözü gibi internetten beslenen bir ara katman ekliyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 8 yorum yapıldı.