Eski dertler, yeni yöntemler

Çocukluk ve gençlik dönemim çok maceralı geçti. Burada anlatsam birçok kişinin inanmayacağı şeyler yaşadım. Çok badireler atlattım. Çocukluk arkadaşlarımın pek çoğu kavgalarda öldürüldü. Bir kısmı aşırı doz uyuşturucudan veda etti. Hatta bir tanesi transeksüel olup kendini satmaya başladı. Çok garip şeyler gördüm, iç kıyan şeylere şahit oldum. Şu anki konumumla asla özdeşleşmeyecek işler yaptım.

Hiçbirinden de pişman değilim. Hepsi bana çok şey kattı. Kimilerinin ömrü boyunca yaşamadığı şeyleri ben gencecik yaşımda yaşayıp sindirmiştim. Hayattaki esas konulara herkesten daha erken başlamayı sağladı. Hepsini hazmettim, hepsiyle barışığım.

Bir tanesi hariç…

İlkokul yıllarında sınıfımızdaki bir kızın beline omzumda asılı çantayı savurdum. İncecik, kuğu gibi narin biriydi. Ertesi gün sınıfa gelmedi. Bir sonraki gün de…

Sebebini sonra öğretmenimden dinledim. Benim o aptalca hareketim yüzünden böbreğinde oluşan hasar nedeniyle yurtdışında ameliyat olması gerekiyormuş. Hayatımda hiç o kadar pişmanlık ve kafa karışıklığı yaşadığımı hatırlamıyorum.

Üstünden 30 seneden fazla zaman geçmesine rağmen ben bu olayı neredeyse her hafta en az bir kere hatırladım. Her kazandığım başarıda, her sevindirici olayda öyle bir şey yaptığım aklıma geldi ve içim burkuldu.

Birkaç ay önce ilkokul arkadaşlarımın bir kısmı beni Facebook’ta bulup listesine ekledi. Öylesine profillerine bakarken listelerinde ‘onu’ da gördüm. Birkaç gün içim içimi yedi; bir şeyler yazıp yazmamak konusunda gittim geldim. Sonunda dayanamayıp bir mesaj yazdım. Beni hatırlıyorsa bir şey söyleyeceğimi, hatırlamıyorsa da çok sevineceğimi yazdım. Bir sonraki yazışmada da esas olayı anlatarak uzun bir iç dökme mektubu yazdım.

Kendisi olayı hayal meyal hatırlıyor ama kimin yaptığını hatırlamıyordu. 18 yaşına girdiğinde göbeğinde hala izini taşıdığı bir ameliyat daha olması gerekmiş o yüzden. Şöyle demiş bitirirken:

“Hic takma kafana, coook coook zaman gecti ve saglikli ve mutluyum! Yani problem yok! Cocuktuk, kimbilir neden vurmustun. Keske daha onceden facebook olsaydi da simdiye kadar bu rahtasizlik icinde kalmasaydi!”

Artık dünyanın içi en huzurlu, rahatlamış, affedilmiş insanlarından biri benim.

Şimdi korkun benden 😉