Bir tek dileğim var…

İnternetin özü iletişim. Birbirimizle karşılaşmamızı, konuşmamızı ve dinlememizi sağlıyor. Reklam ve pazarlamacıların eline düşünce akçeli konularda anılır oldu ama ‘etkileşim’ (interaction) denen şey tam da bu aslında. Dijital platformların bunun uğruna sunduğu araç ve seçenekler neredeyse sonsuz. Bize düşen bunları anlamlı hale getirmek için çabalamak.

sirtta-calisma

Tek kelimeyle memleket, okul, iş ve hayat başlıklı yazımda özetlediğim anket, bir akşam vakti aklıma düşen bir meraktan doğmuştu. Hiçbir iddiası yoktu ama sonuçlarıyla kendince bir durum tespiti yapıyordu.

Geçen gece bir benzeri aklıma geldi. Fakat bu sefer tek kelimeyle tanım toplama yöntemini sadece bir soruda kullandım (herkesi çok zorlamıştı). Çok geç saatte duyurup katılıma çok kısa süre açık tutmama rağmen 2 bine yakın katılım gerçekleşti.

6 soru içeren bu mini-anketin sonuçları benim için yine ilginç ve düşündürücü sonuçlar ortaya çıkardı.

Kullandığım Yöntem:

Anketi Google Belgeler ile hazırladığım bir formda gerçekleştirdim. Sorularım şöyleydi:

  • Türkiye’de mi yaşıyorsunuz?
  • Hayattan en büyük beklentinizi TEK BİR KELİME İLE yazar mısınız?
  • Hayattaki en büyük başarınız nedir?
  • Hayattaki en büyük hayalkırıklığınız nedir?
  • Genel anlamda mutlu musunuz?
  • Geleceğiniz için umutlu musunuz?

Anketi 17 Ocak 2015 gecesi gece 01:16’da Twitter hesabımdan, Facebook sayfamdan ve Google+ profilimden duyurdum. Toplam 21 saat yayında kaldı. Bu süre içinde 1.758 kişi soruları yanıtladı.

Formda da belirttiğim gibi tek kelimelik cevap istenen soruları birden fazla kelimeyle yanıtlayanların bir kısmını kast ettiklerine dönüştürdüm (‘zengin olmak’ tanımını ‘zenginlik’ olarak değiştirmek gibi). Geri kalanları mecburen değerlendirme dışı bıraktım. İmla ve Türkçe karakterden kaynaklı hataları ayıkladım ve ham haline bir web hizmetiyle son şeklini verdim.

Ardından sonuçları Word It Out ve isimsiz bir başka web hizmetiyle görselleştirdim.

Benim için çok yorucu olacağından semantik gruplamalara girmedim (örneğin iş, kariyer ya da eş, aşk, ilişki, flört, evlilik gibi kelime öbekleri gruplansa mutlaka daha iyi olurdu). Fakat ham veri setini paylaştığım için bunu dilerseniz (ve becerebiliyorsanız) kendiniz gerçekleştirebilirsiniz.

a57b7292d9ec0650c72cf62a03903619

Katılımcı profili ve sonuçlar

  • Katılımcı sayısı: 1.758
  • Türkiye’de yaşayanların oranı: %95 (1.670 kişi).
  • Türkiye dışında yaşayanların oranı: %5 (88 kişi).
  • Kendini genel anlamda mutlu hissedenlerin oranı: %67 (1.180 kişi).
  • Kendini genel anlamda mutsuz hissedenlerin oranı: %33 (578 kişi).
  • Geleceği için umutlu olanların oranı: %67 (1.186 kişi).
  • Geleceği için umutsuz olanların oranı: %33 (572 kişi).

Bir kere daha en leziz malzeme tek kelimelik beklentilerden çıktı. İşte bin 758 kişilik katılımcının hayattan tek kelimeyle beklentileri (tıklayıp büyütebilirsiniz).

Renkli bir formda şöyle:

Hayattan tek kelimeyle beklentiler

Daha anlaşılabilir formdaysa beklenti kümeleri şöyle:

Hayattan tek kelimeyle beklentiler

Kafa yormaya başlayalım

Türk halkının genel anlamda mutlu olduğu zaten bilinen bir durum. Buna yönelik denk geldiğim ‘sorgulayıcı’ yorumlar (aklıma geliş sırasıyla) şöyle:

  • Memleketin politize halinden dolayı kimilerinin mutlu olmama halini hükümete başkaldırı gibi algılaması.
  • Dini inançları kuvvetli olanların mutluluğu öteki dünyaya havale etmesi ve şükretmeye meyilli yapısı.
  • Ekonomik gelişmenin etkisiyle yükselen refah (geleceğe yönelik umutlu olmanın sunduğu mutluluk).

Ankette yüzde 67 oranındaki yüksek mutluluk beyanını bu ve bunun gibi gerekçelerle anlamlandırmak mümkün. Fakat hayattan beklentiye yönelik cevaplardaki mutluluk, huzur, adalet gibi kavramların yoğunluğu beni çelişkiye düşürüyor. Sonuçta mantıken beklenti dediğimiz kavram sahip olmadığımız şeylere yönelik olur. Soru ‘sürmesini istediğiniz şey nedir?’ gibi algılandıysa başka (Tekrarlamak gerekirse, soru aynen şöyleydi: ‘Hayattan en büyük beklentinizi TEK BİR KELİME İLE yazar mısınız?‘).

Mutluluk var da devamı mı isteniyor yoksa mevcut hale şükredilip fazlası mı talep ediliyor; ben işin içinden çıkamadım.

Bu tartışmayı bir yana; sonuçlara göre hayattan en büyük 10 beklenti şöyle sıralandı:

  1. Huzur.
  2. Mutluluk.
  3. Sağlık.
  4. Başarı.
  5. Para.
  6. Aşk.
  7. Adalet.
  8. Özgürlük.
  9. Kariyer.
  10. Tatmin.

Yukarıdaki listeyi ‘sahip olunmayanlar’ listesi olarak okumak ve bir rehber olarak kullanmak da mümkün.

Yanıtları incelerken tespit ettiğim bazı çelişkiler de oldu. Örneğin geleceğinden umutlu olduğunu beyan edenler hayalkırıklıklarını paylaşırken geleceğinin mahvolduğuna yönelik imalarda bulunmuş. Umutlu olmak ile umutlu olmayı istemek de bir ince çizgi.

İnsan olmak ne zor, değil mi? Kunduzun hiç böyle dertleri yok mesela.

Bir umuttu yaşatan insanı

Anketin esas can alıcı noktası bir önceki parantezde değindiğim hayattaki en büyük başarı ve hayalkırıklıklarına verilen yanıtları oldu. Bir nevi kendinle yüzleşmek gibi. Çoğumuzun kendine hayatı boyunca sormadığı; belki de katılanların çoğunun hayatında ilk defa düşündüğü bir konuydu.

Ne yazık ki onları ne özetlemek ne de gruplamak mümkün. Merak ediyorsanız tek tek okumanız gerekiyor. Bence de öyle yapın. Komik, kibirli, şükürlü, hüzünlü, umutlu, umutsuz, örselenmiş, abartılı nice hayal ve hayal kırıklığı göreceksiniz. Bir diğer tavsiyem hayattan beklentilerle hayalkırıklıklarını karşılaştırmanız.

Ama ne olursa olsun o büyük soruyu kendinize de sormayı unutmayın sakın: hayattaki en büyük başarınız ve hayal kırıklığınız ne?

Yanıtlarınızı benle ve diğer ziyaretçilerle paylaşmak isterseniz yorum bölümü hemen altta. Anketle ilgili görüş ve tespitlerinizi de beklerim. Sanıyorum hatırlatmama gerek yok ama bu ankete dair her şeyi (ticari olmamak kaydıyla) dilediğiniz çalışmada kaynak belirterek özgürce kullanabilirsiniz.

Teşekkürler Türkiye. Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsan (*).

, , ,

39 Responses to Bir tek dileğim var…

  1. ilkay 18/01/2015 at 23:08 #

    Diger sorularin cevabina yonelik paylasim yok mu?mesela hayalkirikliklarimiz en cok neymis onu cok merak ettim.

    • Cemile 19/01/2015 at 09:22 #

      İlham verici ve samimi bir anket olmuş. Ham veri incelendiğinde çok ilginç kelimelerle karşılaştım, şaşırtan – gülümseten; her insan gerçekten biricik. .
      Ben de hayattaki en büyük başarımı “çocuklarımı sevgiyle yetiştirmek” olarak tanımlamak ve çoğunluğa katılmak isterim. Tek kelime olmadı ama… :-)
      “Huzur” arıyorum, sevdiklerimin “sağlıklı” olduğuna şükrederek “mutluluk” tanımımı yapıyorum.
      Dünyanın ve ülkemizin bu durumunda pozitif tanımlar yapmak zor, ama “umut” hep var.

  2. hasan 18/01/2015 at 23:19 #

    Mutsuzum ama umutluyum. Niye mutusuzum: açın haberlere bakın yeter (veya sokağa çıkın herkes somurtuyor. dünyası siyah milyonlarca insan var). Niye mutluyum: ortadoğu ülkesinde yaşamama rağmen karnım tok, elektriğim var, suyum var, ısınıyorum, az çok güvende hissettiğim bir evde yaşıyorum (sevgilim yok hiç olmadı), camdan bakmak için ayağa kalkabilecek ve güneşi görüp bunu düşünüp, hissedip, yazabilecek kadar sağlıklıyım, en son 4 yıl önce giyim için alışveriş yapacak kadar zenginim ama bundan bile mutluyum. Niye umutluyum: hayatta kalmak için. Ağlamaya zırlamaya şikayet etmeye (mesela çocukluğumda bana yaşatılanlara rağmen) niyetim yok. Bir gün beni koşulsuz sevecek insanlarla bir arada olacağımı umut ediyorum. Benim gibi de milyonlarca kişi var.

    • Çağdaş 19/01/2015 at 12:03 #

      Yorum çok güzel. Yazmadan geçemedim

  3. halit 18/01/2015 at 23:29 #

    Mutluluk daha anlık bir duygu hissi veriyor bana. Spor yapmaktan; sevdiğim işi yapmaktan mutlu olabilirim ama bu iç huzurumun olduğu anlamına gelmez. Manevi olarak doymak maddi doygunluktan daha zor. Asgari ücretle yaşayan bir insan milyoner bir insandan daha huzurlu olabilir. Her nefsin bir uyuşturucusu var mutlu hissetmek için. Aranan şeyse huzur sanki.

  4. Metin 18/01/2015 at 23:41 #

    Hayattaki en büyük başarımız,istediğim üniversiteyi kazanmak,üniversiteyi kazanmak,lys,işe kabul edilmek,memur olmak gibi eğitim ve para çevresinde ilerlemiş. Başarının ölçütü para yada eğitim midir? Başarının ölçütü ne olmalıdır sizce ?

  5. Mustafa Metin 18/01/2015 at 23:57 #

    “Mevcut hale şükredilip fazlası mı talep ediliyor”. Bence öyle.
    Bir de dini inançları kuvvetli olanların, mutluluğu öteki dünyaya havale ettiklerini hiç gözlemlemedim.
    “Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ve güzellik ver, âhirette de iyilik ve güzellik ver ve bizi Cehennem azabından koru!” 2:201, Peygamberin duasıdır.

  6. Sirkenit 19/01/2015 at 00:03 #

    hayattaki en büyuk başarım onca spetm arasından birinci gelmem ~ya da denk gelmem :)~ en büyük hayal kırıklığım da yine benim birinci olmam

  7. Murat 19/01/2015 at 00:53 #

    Eve geldiğimde yemeğin hazır olması, iş yerimin evime çok yakın olması, iyi kötü bir arabam olması(20.000 değerinde), işe kendi arabamla gidiyor olmam, istanbul gibi bir yerde kendi evimizde oturuyor olmamız ve kredi çekerek ailece yeni bir ev satın almamız. Tüm bunlar beni birçok insandan avantajlı kılıyor olsada, benim mutlu olduğum anlamına gelmiyor.. Tüm bunlar mutlu olabilmem için yeterli olması gerekiyorken ben mutlu değilim.. Tüm bunları çok kısa sürede kanıksamış olmam beni korkutuyor..İnsanın ne kadar doyumsuz olduğunu, yetinmeyi bilmediğini hatırlatıyor bana.

    Yolda bir Ferrari gördüğümde bazen dönüp 2 kere bakıyorken aracın sahibine bu çok sıradan geliyor. Bu korkunç bir şey.

  8. Murat 19/01/2015 at 01:19 #

    Açıkçası anketi yanıtlarken bir kez daha düşündüm. Öncelikle ben de mutlu olanlardanım. niye mutluyum; çok sevdiğim bir ailem var, sağlıklıyım, zaman geçirebildiğim arkadaşlarım var, yaşamımı idare ettirebileceğim ve bazı hobilerime harcayabileceğim param var. bir tane çok sevimli kedim var.
    Yalnız bile olsam deniz kenarına gidip huzurlu, derin bir nefes alabiliyorum.

    Ancak herkesin olabileceği gibi ufak tefek onlarca da sorunum var. Bunları kafamda çok büyütüp genel mutluluğumu ve huzurumu engellemesine izin vermiyorum. En çok istediğim şey her zaman “huzur”. Sağlık en önemlisi ama huzurluysam sağlıklıyımdır herhalde dedim.

    Hayallerim var, geleceğe dair umutluyum. Çabalıyorum, elimden geleni yapıyorum. Bunları tekrar düşündürttüğünüz için teşekkür ederim.

  9. sinand 19/01/2015 at 01:29 #

    ilginç bir çalışma olmuş, elinize sağlık. hayalkırıklığına verilen cevaplardan anladığım kadarıyla katılımcılar genelde gençler olmuş (veya ana babalar genel olarak “ne de olsa evladım” diyorlar) .
    eski sevgililer baya can yakmış gibi duruyor.

    türkiye halkının mutlu olması meselesi ise bence tamamen kuyruğu dik tutma durumu, çünkü bence bencilliğin ve kıskançlığın bu kadar yaygın ve içselleştirilmiş olduğu bir toplumda bu oranda mutluluk makul değil ya da benim aklım arıza yapıyor :)

    okuyan her kese huzur, sağlık ve mutluluk diliyorum.

  10. ali 19/01/2015 at 02:05 #

    Zenginlik

    Adam Smith “Milletlerin Zenginliği” adlı kitabında, modern toplumların büyüleyici üretkenliğiyle ilkel toplayıcı ve avlayıcı toplumların kısır kaynaklarını karşılaştırır. Smith’e göre ilkel toplumlar fakirlik içinde yaşamaktaydı. Hasattan yeterince ürün alınmıyor, temel besin maddelerinde hep bir kıtlık yaşanıyor, kriz zamanlarında çocuklar, yaşlılar ve fakir insanlar “vahşi canavarların” ellerine terk ediliyordu.

    Oysa modern toplumlarda yenilikçi üretim modelleri ve Smith’in deyişiyle “işgücünün eşit pay edilmesi” sayesinde ürünler bütün toplum üyeleri tarafından paylaşılabiliyordu. Öyleyse tutup da başka yaşamlar peşinde koşanlar yalnızca romantikler ve cahillerdi: “Modern toplumlarda bir işçinin, en fakir kesimden bile olsa tutumlu olduğu ve verimli çalıştığı takdirde yaşamın olanaklarından ve gereklerinden aldığı pay, ilkel toplumlarda yaşayan yabanıl bir işçiye göre çok daha büyük olacaktır.”

    Ancak Smith’ten yirmi iki yıl önce, topluma karşı atılan çığlığa benzer bir ses tam tersi yönde üretmişti savını. Bu ses, yabanıl işçiden yanaydı. Jean-Jacques Rousseau, “İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı” adlı eserinde, acaba, diye soruyordu, herkesin düşünmeye alıştığının tam tersi olmasın? İlkel ve yabani işçiyle modern işçiyi karşılaştıracak olursak yabanıl işçi daha zengin olmasın sakın?

    Rousseau’nun savı zenginlikle ilgili bir teze dayanıyordu: Zenginlik, illaki çok şeye sahip olmak anlamına gelmiyordu aslında. Zenginlik, sahip olmak istediğimiz şeylere sahip olmak demekti. Varlıklı olmak mutlak bir kavram değildi, arzuya bağlıydı ve göreceliydi. Paramızın yetmediği bir şeyi arzuladığımızda fakirleşiyorduk, kaynaklarımız her ne olursa olsun. Ve elimizdekilerle yetinebiliyorsak eğer zengindik aslında, sahip olduklarımız ne kadar az olursa olsun.

    Rousseau’ya göre insanları zengin etmenin iki yolu vardı: Onlara daha çok para vermek ya da arzularını sınırlandırmak. Modern toplumlar ilk bakışta ilk seçeneği gerçekleştirmiş gibi görünüyordu; ancak bireylerin iştahını sürekli tetikleyerek başarılarını yetersiz kılmışlardı. Kendini zengin ve varlıklı hissetmenin en etkili yolu daha çok para kazanmaya çalışmak değildi belki. Bizimle eşit şartlarda yaşıyormuş gibi görünen ama zaman içinde bize göre daha zengin olan insanlarla aramıza pratik ve duygusal olarak mesafe koyabilmekti. Enerjimizi, daha büyük balıklar haline gelmeye çalışmak yerine, etrafımıza daha küçük yoldaşlar toplamaya yoğunlaştırabilirdik. Yan yana geldiğimizde kendi boyumuzun bize iç sıkıntısı yaratmayacağı arkadaşlar edinmeliydik.

    Modern dünyada, geçmişe göre gelirimiz daha fazlaymış gibi görünebilir; ancak modernitenin getirdiği zenginlik yalnızca görünüştedir. Aslında artık daha fakiriz; çünkü beklentilerimiz fena halde tetiklenmiş, paramızın yettiğiyle elde edebildiklerimiz arasında derin bir uçurum oluşmuştur. Olduğumuzla “aslında olabileceğimiz” kişi arasında dağlar kadar fark vardır artık.

    Modern toplumlar, yabanıl bir insana göre çok daha güçlü bir mahrumiyet hissiyle baş başa bırakır bizi. Rousseau’nun savı da şöyle devam eder: “İlkel ve yabanıl işçi en azından başını sokacak bir yuvası varsa, yiyecek birkaç elma ya da fındık bulabiliyorsa, akşamlarını ilkel bir enstrümanla müzik yaparak ya da keskin taşlarla bir balıkçı kanosu yontarak geçirebiliyorsa bu dünyada hiçbir şeyinin eksik olmadığını düşünebilirdi pekala.”

    Beklentilerimiz azla yetinmek yönündeyse eğer, azla yetinebiliriz. Ve eğer beklentilerimizin yüksek olması gerektiği öğretiliyorsa bize, çok kazandığımızda bile kendimizi fakir ve sefil hissederiz.

    Atalarımızın sahip olduğundan çok daha fazlasına sahip olabileceğimiz beklentisinin ağır bir bedeli olmuştur: Olabileceğimizle o anda olduğumuz arasındaki aşılamaz mesafenin doğurduğu sonu gelmez bir endişe yakamızı bırakmaz olmuştur artık.

    Alain de Botton

    • Eflatun Plato 24/01/2015 at 20:38 #

      Serdal Bey’in çalışması Çık doyurucuydu her zaman ki gibi lakin sizin yorumunuz da çok güzel bir pencere açmış bu konuda. Teşekkür ederim.

  11. dogancan 19/01/2015 at 04:52 #

    amirim 21 yaşında olup 250 000 dolar batıran adamı çok merak ediyorum. ferrasri umuyormuş..

  12. Halil 19/01/2015 at 07:20 #

    Ben dilimizi bilip iyi kullandığımızdan emin değilim. Aynı kelimeler farklı ifadeler. Üstelik tek kelime için bile böyle. O yüzden saatlerce konuşup bir yeri veya bir olayı anlatamıyoruz. Dinleyin iki kişiyi göreceksiniz nasıl uğraşıyorlar Anlaşabilmek için. Yabancılar daha net konuşup anlaştığnı düşünüyorum. Gözlemlerim böyle.

  13. Özkan 19/01/2015 at 08:53 #

    Serdar Bey, “Türk halkının genel anlamda mutlu olduğu zaten bilinen bir durum.” demişsiniz ama işin bir de bu tarafı var: http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/05/130528_oecd_avustralya_turkiye

  14. Mahv 19/01/2015 at 09:59 #

    Mahfolmak değil mahvolmak

  15. cemaltnts 19/01/2015 at 11:23 #

    uzun zamandir enc cok sey ogrendigim mecra yazdıklarınız oldu..severek izliyorum.yenisi ciksa diye bekliyorum…zamanla katkı vermeyi de planlıyorum..

  16. giybetci 19/01/2015 at 12:44 #

    ben bu anketi dünya üzerinde yaşayan MİLYARderlerle yapmak isterdim.
    çünkü her hangi ülkede 2000 kişiyle, milyoner de olsalar, bence benzer sonuçlar çıkacaktır sanıyorum.

  17. Ozan Kaya 19/01/2015 at 13:46 #

    Uzun zamandır düşündüğüm bir konuyla paralel bir yazı olmuş. Uzayıp giden okul hayatım, dostlarım dışındaki geri kalan insan ilişkilerinde sığlaşma, uzayıp gider liste. Ama en önemlisi amaçsızlık. Amaçsız bir hayat nasıl devam eder ki? Okulumun uzaması da buna bağlanıyor biraz. Okulu bitir, askere git gel, iş bul, kredi çek, borca gir, ev al, araba al, evlen, yine borca gir… Dört duvara sahip olmak için yaşama fikri beni çıldırtıyor. Çok büyük bir ihtimalle elimizdeki tek yaşam bu, yaşamdan sonra başka bir hayat yok ve elimdeki tek yaşamı da böyle geçirecek olmam beni çıkmaza sokuyor. Evet genelde mutsuzum, ama insan sürekli mutlu olabilir mi ki? Neyse bir cevabım olsaydı şu an bu yazıyı yazmazdım bile.

  18. mustafa 19/01/2015 at 14:32 #

    iyi ki tek kelime demişsiniz, çoğu kelime öbeği yazmış. Bu kadar mı zor okuduğunu anlamak.

  19. FaRkLaR Sözlük 19/01/2015 at 15:17 #

    Katkı olarak bir düzeltme ricasıyla…

    mahfolduğuna DEĞİL mahvolduğuna

  20. FaRkLaR Sözlük 19/01/2015 at 15:32 #

    FaRkLaR Kılavuzu’nda, BEKLENTİ ve BEKLENTİ ile Karıştırılmaması Gerekenlerle ilgili bazı başlıklar…

    • mserdark 19/01/2015 at 17:10 #

      10’a yakın linkle kendi sitenizi tanıtmak yerine bilgilerinizi buraya yazarsanız daha derli toplu bir yardımda bulunursunuz. Üzülerek linkleri kaldırmak zorunda kaldım.

  21. Gökhan Gökalan 19/01/2015 at 17:30 #

    Mutlu olduklarını söyleyip beklentisini mutluluk olarak belirten insanların aslında yüzleştikleri durum ve hayalleri arasında gittiğini düşünebiliriz gibi geliyor bana.
    Mutluyum derken ki yüzleşme, daha kötüsü de olabilirdi, çok şükür anlayışı gibi duruyor. (bir hastalığım yok, işim var, ailemleyim vb.)
    Beklenti mutluluk olunca da istenilen hayallerin işin içine girdiğini tahmin ediyorum. ( para, yeni fırsatlar, manevi zenginlik vb)

    Daha fazlasını isteyip elimizdeki ile yetinmesini biliyoruz gibi kısacası ne dersiniz

  22. Basak ORAL 19/01/2015 at 17:33 #

    Anneanem hep “Allah yasam sevincinizi daim etsin” der!Daha kucukken cok soyut gelirdi ve nereye konumlandiracagimi bilemezdim. Neden annaannem ,”Allah size lux bir araba versin,cok zengin olun,…”gibi seyler icin dua etmiyor ki derdim!Simdi anliyorum neden boyle soyledigini,insan yasama sevincini,umudunu kaybedince hicbir seyi elde etmesinin manasi kalmiyormus…

  23. Hakan Akben 19/01/2015 at 21:01 #

    Sanırım benim hayattaki en büyük başarım ‘an’da kalabildiğim ve ‘şimdi’nin hakkını verebildiğim zamanlar. En büyük başarısızlığımsa tam tersi… Maalesef genelde pek bir başarısızım ama tek kaşıkta bir tas çorbanın tadını almak ümidiyle geçiriyorum günleri. Makalenizde de ifade ettiğiniz gibi “bir umuttur insanı yaşatanı” :) Bu güzel çalışmayı paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

  24. Barış 19/01/2015 at 23:36 #

    Amirim , ben benim gibi kaç kişi var onu merak ediyorum bu ankette. En büyük başarısı ve aynı zamanda da en büyük hayal kırıklığı EDİNDİĞİ İŞ olan. Saygılarımla…

  25. Murat Erdör 20/01/2015 at 01:08 #

    Başarı kısmına oğlum yazan tek ben değilmişim demek ki :) Ama üzücü olan yanına hayal kırıklığı olarak “evlilik” yazanı görmek … Mutlu bir aile ortamı olmadan huzurlu çocuklar yetiştirmek çok zor …

    • ali 21/01/2015 at 05:20 #

      en büyük başarınız oğlunuz mu? ne açıdan başarılı olduğunuzu anlamadım doğrusu.

  26. Engin 20/01/2015 at 01:28 #

    En büyük başarım olarak gerek madden gerek manevi şu toplum içerisinde arkamdan hiç kimsenin benim için bu adam kötü bir insandır dedirtmediğim için var olabilmeyi başarabildiğimdir.Başarısızlığım ise bu kadar iyi niyetli olmama rağmen her şeyin farkında olmama rağmen mutluluğu ve huzuru bulacak şansa ve belkide beceriye sahip olamayışımdır.

  27. Yunus Laçin 20/01/2015 at 14:10 #

    bloguna girince firefox bir süre kitleniyor müdür. sayfanın uzunluğundan diye tahmin ediyorum.

  28. dusunc 20/01/2015 at 14:27 #

    emeğinize sağlık amirim.

  29. Eflatun Plato 24/01/2015 at 20:44 #

    Insanların hayatları hakkında daha çok düşünmesini sağlayacak daha nice yazılar kaleme almanız dileğiyle.

  30. Anonim olsun bu sefer 28/01/2015 at 13:46 #

    Amirim evlilik hakkında yazlılar bekliyorum sizden. Anketteki şu yanıt üzerine bir blog yazısı çıkmaz mı?
    en büyük başarınız = Oğlum
    en büyük hayalkırıklığınız = Karım

Trackbacks/Pingbacks

  1. Bir tek dileğim var: Gerçeklerle yüzleşmek : Bir şey daha… - 19/01/2015

    […] geçtiğimiz günlerde 6 soruluk bir anket paylaştı. Kendisi bugün yayınlamış olduğu blog yazısında ise bu anketin (bana göre) oldukça ilginç cevaplarını […]

  2. Haftanın Özeti: 17 - M. Serdar Kuzuloğlu - 22/02/2015

    […] Türkiye İstatistik Kurumu “mutlu musunuz?” diye sormuş, Play Tuşu sitesi bir güzel derlemiş (benzer bir araştırmayı da ben denemiştim). […]

  3. Haftanın Özeti: 17 - Dünya Halleri - 06/08/2015

    […] Türkiye İstatistik Kurumu “mutlu musunuz?” diye sormuş, Play Tuşu sitesi bir güzel derlemiş (benzer bir araştırmayı da ben denemiştim). […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim