Tatmin etmeyen gerçeğin ötesindekiler

Hayatın bize sunduğu çıplak gerçeklikle ilgili bir uyuşmazlığımız var. Gerçeği kendimize göre kurgulamak istiyoruz. Bir yere kadar anlamlı. Benim daha çok Dan Ariely sayesinde tanıdığım ‘davranışsal ekonomi’ kavramının babası Daniel Kahneman bunu (mutlaka izlemeniz gereken muhteşem bir sunumla) ‘deneyimlenen benlik’ ve ‘yaşanılan benlik’ olarak özetliyor.

Yaşadığımız şeylere yönelik algımızı sürecin tamamı değil, içindeki kesitler ve farklar oluşturuyor. Yine Kahneman’dan bir örnekle gidersek; örneğin bir haftalık tatil -eğer aynı şeyleri tekrar ederseniz- iki hafta olduğunda iki katı keyif vermiyor. Tatili unutulmaz ve keyif veren bir serüvene çeviren şey içinde denk geldiğimiz sürprizler.

Screen Shot 2014-12-15 at 21.13.08

Bir başka teori yaş ve zaman ile ilgili. Yaşlandıkça günlerin daha çabuk geçiyor olmasının sebebi de aynı kökenden. Küçükken hemen her gün yeni bir şeyler karşılaşıyorsunuz. Her şey bir keşfe, karşılaşmaya dönüşüyor ve her gün dolu dolu geçiyor. Yaşlandıkça günler birbirini tekrar eden şeylere dönüşüp sıradanlaşıyor. Dolayısıyla bir önceki günün bugünden farkı kalmıyor; zaman su gibi akıp gidiyor.

Bu ‘yeniyle karşılaşma’ konusunu hafife almayın sakın. Hayatında ilk defa yağmur ile karşılaşan çocuğu düşünün mesela. Sizin için sıradan; hatta bazen can sıkıcı bir doğa olayının ondaki izi tek kelimeyle ibret verici.

Continue Reading →

5 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 7

Haftaların özeti peşinde koşarken yavaş yavaş bir seneyi daha kapatıyoruz. Özetlerin yapısı ve sunumu konusunda her hafta yeni bir tecrübe, fikir daha katmaya çalışıyorum. Bu seferki denemem kategorilere ayırma oldu. Belki böylesi bazıları için daha kolay olabilir. Bence hepsine en azından bir göz gezdirin (bu özetlere yönelik bir hevese girdim ama ‘hayırlısı’ diyelim).

Gelelim 8-14 Aralık 2014 arasında ekranımdan geçen yüzlerce, binlerce şey arasından kenara not alıp paylaşmaya değer bulduklarıma.

Genel Yaşam

  • Bana en çok sorulan sorulardan biri “bu kadar farklı şeyi yapmaya, bakmaya, yetişmeye nasıl zaman buluyorsun?”. Kendime ait adını koymadığım bir düzen var, toparlayabilirsem mutlaka yazacağım. O zamana kadar Forbes’taki şu güzel makale aklınızda bulunsun (bunu galiba ilk yayınlandığında Twitter’da paylaşmıştım, bazılarınıza tekrar olabilir).
  • Ukrayna merkezli Kofta, insan bedenini kimi zaman taklit eden, kimi zaman tamamlayan ürünler tasarlıyor. Hayli enteresan. Biraz da ürpertici.

This slideshow requires JavaScript.

  • Seattle merkezli dijital ajans The Cut, 1910-2010 yılları arasındaki 100 yıl süresince kadın saçlarına yönelik akımları 1 dakikalık videoya sığdırdı. Bu sayede 15 milyonun üstünde izlenmeye ulaştı. Kişisel favorim 70’ler.

  • İnternette yanlış bilgi nasıl yayılıyor? Mehmet Atakan Foça yazmış.

Continue Reading →

30 yorum yapıldı.

Altın bilezik arayışındakilere tavsiyeler

TED sunumları işin ehli kişilerin ağzından bugünün hemen sıkılan (ama her şeye yetişme ve her şeye sahip olma telaşındaki) insanlarına şifa gibi bir hizmet. Ne mutlu ki birileri gönüllü olarak elinden geldiğince Türkçe çevirileri de yapmaya çalışıyor. Bu yazıda henüz Rainer Strack’ın henüz Türkçeye çevrilmemiş bir sunumundan aldığım ilhamı paylaşacağım.

Strack, meşhur Boston Consulting Group’un (BCG) Almanya şubesinin üst düzey yöneticilerinden. Almanya’nın (dolayısıyla Avrupa’nın) en büyük şirketlerine danışmanlık, strateji, akıl-fikir satan bir ekibi yönetiyor. Haliyle rakamlara epey hakim. TED@BCG Berlin etkinliği kapsamındaki sunumunda da rakamlar ışığında Avrupa’ya; özellikle de Almanya’nın geleceğine bakıyor. Ve rakamlar pek de tahmin edilmeyen sonuçlara götürüyor.

Sunumda en çok dikkatimi çeken dünyanın önemli ülkelerinin yetişmiş işgücü açığını yansıtan aşağıdaki grafik oldu (tıklayıp büyütebilirsiniz).

dunya-istihdamGördüğünüz gibi 2020 yılında (yani 5 sene sonra) Almanya %4, Rusya %5, Brezilya %7, Güney Kore ise %6 oranında açığa düşecek. 2030’a geldiğimizdeyse ABD, Hindistan ve Endonezya haricinde neredeyse her ülke ciddi bir insan kıtlığına girecek. En büyük sıkıntıyı sırasıyla Brezilya (%33), Güney Kore (%26), Rusya (%24) ve Almanya (%23) çekecek.

Bu oranları insan sayısına çevirince durumun korkunçluğu ortaya çıkıyor. Örneğin -mümkün değil ya- nüfusu 2030’a kadar hiç artmasa dahi Almanya 20 milyonluk işgücü açığına sahip olacak! (İzlemek isterseniz aşağıda)

Continue Reading →

47 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 6

Aralık ayının ilk özetiyle karşınızdayım. 1-6 Aralık 2014 arasında denk geldiğim şeyler arasında ‘dur şunu dostlara aktarayım’ dediğim ayrıntılar şöyle sıralanıyor:

  • Olimpiyat, Dünya Kupası gibi şeyler az gelişmiş, itilip-kakılmış ülkelerin en büyük heveslerinden. O süre boyunca gündeme gelmek bile onlar için büyük önem taşıyor. Bu etkinin ömür boyu süreceğini sanıyorlar. Biz de fazlasıyla aşinayız bu hallere. Katar da Olimpiyatlar konusunda hevesli. Stadının temelini 1976’da atmış düşünün. Şimdi bu kapsamda stadyumunu tamamlıyor. 2022’deki Dünya Kupası hevesiyle. Her şey bir yana içerdikleri ve teknolojisi saygıyı hak ediyor (bir ara size Atina Olimpiyatları anılarımı yazayım da işin pek bilmediğiniz yüzünden haberdar olun).

  • Global Web Index araştırması e-kitap satın alan ülkelerde öyle bir sıralama ortaya çıkarmış ki hayret etmemek mümkün değil (görsele tıklayıp büyütebilirsiniz). PwC ise Türkiye’de e-kitabın 2017’de 8 milyar dolarlık pazar yaratacağını iddia ediyor. Umarım öyle olur. Okuma alışkanlığı edinen kitleler devasa bir ekosisteme can veriyor.

Dünya e-kitap pazarı

  • Global Web Index’in bir başka araştırmasına göre gençlerin %50’si Facebook’tan sıkılmış. Temel endişeleri sitenin güvenli ve yeterince mahrem olmadığı. Facebook’un enteresan bir dönemine şahitlik ediyoruz. Facebook’u var eden üyeleri olabilir ama ayakta tutan markalar. Kar baskısı yüzünden Facebook markaları her şey için para vermeye zorlarken ilgiyi diri tutmak için sürekli kendi içinde parçalanıyor ve yeni alımlarla yeni ilgi alanları yaratma deneyleri yapıyor. Ben ise 20 yıldır interneti gözlemleyen bir gazeteci olarak gaz kaçırmaya başlayan bir balonu gayet iyi seçebiliyorum.
  • Star Wars ilk çekildiği 70’li yıllarda ilginçti, şimdi bana anca komik geliyor (aynı şekilde Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter ve zombi / vampir filmleri de. Mutlu etmeyen gerçekliğin kaçış yolları diyelim). Sevelim ya da sevmeyelim bir gerçek var ki Star Wars gösterime girdiği günden bu yana epey değişimi tetikledi. Yeni bölümü gösterime girmeye hazırlanırken neleri değiştirmiş bakalım.
  • Yeni Star Wars‘a karşı öyle bir beklenti oluşmuş durumda ki Allah kelamı çıksa bile kimseyi kesmeyecek. Bir fanatik olaya daha fragmandan başlamış.

Continue Reading →

12 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 5

Geldik Kasım ayının son özetine. Şaka maka 1 ayı da geride bırakmışız bu özetler peşinde. Bakalım geçtiğimiz 7 gün boyunca ekranımdan geçip de aklımda kalan neler olmuş.

  • Jason deCaires Taylor ismini hiç duydunuz mu bilmiyorum. Kendisi dünyanın ilk sualtı heykeltraşı. Nefes kesen işlere imza atıyor. Bir kısmına bakalım.

  • İnternetin rutin gündemi siber ataklar. Her saniye yüz binlerce saldırı gerçekleşiyor. Kiminin niyeti bir sitenin işlemesini engellemek (rakiplerinin kiraladığı ‘bot ağları‘), kimininki bilgi çalma, kimisiyse sadece kişisel tatmin. IP Viking bu garip çabanın gerçek zamanlı haritasını sunuyor (bir Norse hizmeti). Türkiye listedeki yerini hep koruyor ama bunu Türk hackerlara bağlamayın. Tamamına yakını antivirüs kullanmayan ve yüklediği bir uygulama yüzünden yurtdışındaki hackerların eline düşmüş internet kullanıcıları. Hipnotize edici.
  • If this then that (ya da daha bilinen ismiyle IFTTT) blogda bazen değindiğim, farklı alanlarda kullandığım ve ÇOK takdir ettiğim bir hizmet. Giray Batıtürk adlı bir okuyucum blog yazılarıma özel bir kural yazmış. Yeni bir yazı yazdığımda Pocket hizmetine ekliyor (Pocket’tan da başka bir yazıda bahsetmiştim). Çok teşekkür ederim.
  • Hayranlıkla takip ettiğim sitelerden VICE, ilgiyle takip ettiğim ‘dijital aşk / cinsellik’ konusunda ‘The Digital Love Industry’ yarım saatlik çok güzel bir belgesel hazırlamış (UYARI: Çıplaklıkla ilgili hassasiyetlere sahip olanlar için uygun olmayabilir). Cinselliğin; dolayısıyla bütün beşeri ilişkilerin radikal bir biçimde şekil değiştirmek üzere olduğu bir dönemdeyiz. Konuyla ilgiliyseniz (böyle bir şeye nasıl ilgisiz kalabilir bilemiyorum ama?) bu bloga  yazdığım iki yazıyı hatırlatayım: Kadın nazından usananların limanı (insanların ‘cisimlerle’ ilişkisine dair) ve OS1 mi daha tatlı yoksa seks mi? (Meşhur Her filminden yola çıkan fikirlerim).
  • Sanal gerçeklik konusu Güney Kore’de gerçekleştirilen G-Star oyun etkinliğinde de yer buldu.
  • Crusie gemilerini çok merak etmeme rağmen bir türlü cesaret edemiyorum. Fakat bir tanesi epey ilgimi çekti. Dünyanın en teknolojik cruise gemisi Quantum of the Seas! Tatil planlarımıza ekleyelim. Daha mütevazı seçeneklerimiz de yok değil.

Continue Reading →

21 yorum yapıldı.

Bir çorabın düşündürdükleri

Çoraplara meraklıyım. Bunun bir psikolojik kökeni var mı bilmiyorum. Zorlasak bir yere illa bağlanır. Kadın çoraplarına ayrı bir hastayım. Çaktırmadan epey koleksiyon takip ediyorum.

Eşim dün bana bir çorap almış. Paketini incelerken logosu dikkatimi çekti (dikkat çeken çorap logosu yok denecek kadar azdır). Tekniğine, mantığına bakarken İsveç’te tasarlandığını da öğrenmiş oldum.

rich-vibrant01

Ürün ve sunum tasarımı açısından özenli çoraplar hakkında hafızamda kalan son güzel örnek ABD’nin meşhur giyim zinciri Urban Outfitters (sanki Türkiye’de de -Norveç kökenli- Jack&Jones’ta ilginç şeylere denk geldim gibi hatırlıyorum ama tekrar bakacağım. Nasıl gariban bir markaysa Türkiye’de link verebileceğim bir online dükkanı yok. Gerçi dünya politikasına bakınca anlaşılan onlar değil de; onların gözünde Türkiye gariban).

Paketin diğer yüzünü çevirince daha çarpıcı bir detay ortaya çıktı.

rich-vibrant02

Organik (yetiştirilen) pamuktan üretilmiş; eyvallah. Fabrikası ekolojikmiş; gübre, zirai ilaç ya da ağartıcı kullanılmamış, güzel. Tasarımı kendine hasmış (çakma değilmiş) ve uzun süre kullanılabilmesi için çaba sarfedilmiş. Helal olsun. Daha altlara inince -daha küçük yazılarda- içinde naylon da olduğunu öğreniyoruz. Biraz daha alttaysa bu yazının ilham kaynağı karşılıyor bizi: Responsibly Made in Turkey. Yani güveni hak edecek bir şekilde Türkiye’de üretilmiş.

Continue Reading →

51 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 4

Bir haftasonunda daha hafta boyu ekranımdan geçenler arasında paylaşmaya değer bulduklarımın özetleriyle karşı karşıyayız. Hadi başlıyoruz!

  • Twitter’ın kurucu ortaklarından Biz Stone yeni bir mobil uygulama daha hayata geçirdi: Super (bir diğeri görsel tabanlı soru sorma ağı Jelly‘ydi malum). Super ne yapıyor merak ederseniz şöyle özetleyeyim; kendi ağınız ile yaratıcı fikirlerinizi, planlarınızı paylaşmanızı sağlıyor. Android ve iOS’te çalışıyor.
  • Açık kaynaklı bira; hatta kola bile duymuştum ama tekneyi yeni duydum. İsmi: The Greenheart Project adlı bu girişim güneş enerjisi ve yelkenden güç alan ilginç bir tasarım.
  • Orada bir yerde yapılmışı vardı muhtemelen ama bir dönemin televizyon eğlencelerinden kağıt katlama sanatı; diğer ismiyle ‘origami’nin bir Türkçe sitesi varmış.

  • İnternet girişimcileri için ilgilendikleri kategorilere ait okuma listeleri (İngilizce).
  • Girişim fikrim var ama işimi bırakmaya değer mi? Bu meşhur soruya dair bir yazı.
  • Ditto: 29 dolarlık bir giyilebilir cihaz. Marifeti ‘titremek’. Evet sadece titriyor. Ama bir sor bakalım niye titriyor?
  • Fiyosync: Dropbox pahalı, Google Drive yetersiz diyorsanız buyrun kendi dosya paylaşım ve eşleştirme hizmetinizi kendiniz kurun (Mac platformu için).
  • Memory Clean: Yine Apple kullanıcıları için ücretsiz bir bellek düzenleme / temizleme aracı. Bir süredir kullanıyorum ve gayet memnunum.
  • Türkiye’de nedense pek tutmayan Skype’ı kullanmak için artık özel bir uygulama yüklemenize gerek kalmadı. Artık doğrudan kendi web sitesi üstünden görüşme yapabileceksiniz.
  • Flux: 3 boyutlu tarama, obje oluşturma ve lazer yakma konusunda tek cihazda toplu çözüm. Harika görünüyor.

  • Nokia N1: Hayatına Microsoft’un kanatları altında küçülerek devam eden Nokia, Android işletim sistemli bir iPad üretti. Yani en azından görünen o.

Continue Reading →

25 yorum yapıldı.

Anladık, beğeniyorsun. Ama ne kadar?

Next Akademi derslerimde neredeyse her hafta tekrar ettiğim bir kalıp var:

  • Günlük hayatımızda hemen her konuda çok fazla şeyle karşı karşıya kalıyoruz.
  • Bunların neredeyse hiçbirine dikkatimizi veremiyor, sonradan hatırlayamıyoruz.
  • Neyin önemli, neyin önemsiz olduğuna dair algı yeteneğimizi yitiriyoruz.
  • Bu kadar gürültü ve parazit içinde sesi duyurmak, aradan sıyrılmak ve hatırlanmak özen ve yaratıcılık istiyor.

Büyük şehirlerde yaşayan bir kişi günlük ortalama 300 reklama / duyuruya maruz kalıyor. Ve bunlardan en fazla 5 tanesini hatırlıyor. Bu makasın daha da açılacağını tahmin etmek zor değil. Yani her geçen gün daha fazla mesajla karşılaşıp çok daha azını hatırlayacağız. Peki bunun sebebi ne?

Önce beyhude çabaya bakalım.

Times Square

Eminim yukarıdaki görüntüye -en azından filmlerden- aşinasınızdır. ABD’nin New York şehrinin en meşhur meydanlarından Times Square. O kadar meşhur ki kendine has bir resmi sitesi bile var. Bir sözlükte ‘mesaj bombardımanı’ maddesi için en uygun görseli oluşturabilecek yukarıdaki fotoğrafına tıklayıp büyüttüğünüzde dahi değişmeyecek bir gerçek var: kakofoni. Ya da karmaşa, kaos, mesaj sarhoşluğu…

Bir benzeri Japonya’nın başkenti Tokyo’nun Shibuya Meydanı‘dır (Şibuya okunur). Şahsen onu Times Meydanı’ndan daha önce görmüştüm ama hala hangisi daha karmaşıktı bilemiyorum (beyin belirli bir dozdan fazlasındaki farkı algılamıyor demek ki). Shibuya’nın LED ekranlı tabelalarını bile gölgede bırakan insan faktöründen de bahsetmemek olmaz. Gece vaktini göstereyim, gündüzünü siz tahmin edin.

Bütün bu karmaşanın ortasında ilginç tezatlıklar da var. Sosyal medyanın basitliği gibi örneğin. Facebook’ta neden sadece beğen düğmesi olduğunu soranların sayısı her geçen gün artıyor (kronolojik olarak miladı Facebook’a bağlasalar dahi uygulama açısından benim de dahil olduğum küçük bir azınlık ‘beğen’ tuşunu çok daha önce bellemişti).

Neden sadece beğeniyoruz sahi? Başka bir fırsatımız olmadığı için denebilir.

evrim

İnternetten tanıdığım, arada yazıştığım ama gerçek anlamda hiç tanışmadığım bir ‘arkadaşım’ geçen ay intihar etti. Ben ‘gerçekten’ tanımadığım için hakkında bir tek harf bile bir şey yaz(a)madım. Anlamaya gayret etmedim, yorum yapma zorunluluğu da hissetmedim (olay bu tip hoyratlıklar için fazlasıyla hassas geldi bana). Ama bir dakika öncesine kadar varlığından dahi haberdar olmadıkları (ölmüş) biri hakkında yazan, konuşan hemen herkesi denk geldiğim her yerde inceledim.

Bu vakaya dair -benim adıma- en garip ayrıntılarından biri Facebook’taki vedasına gelen beğenilerdi. Bu satırları yazarken 3 bin 157 kişi o vedayı beğenmişti.

Continue Reading →

6 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 3

Bu hafta benim için gerçekten çok yoğundu. Ama gelenekselleştirmeye çalıştığım Pazar özetinin üçüncü serisini ihmal etmedim. Son 7 günde ekranımdan geçen binlerce site, ürün, video ve benzeri dijital içerik arasından süzdüklerim şöyle (bu kadar işin arasında bunca şeyi takip edince bloga vakit kalmıyor elbette):

  • Twitter yakında halka açılmasının birinci yılını geride bırakacak. Yatırımcıların kar baskısı yüzünden nefessiz kalan; kimilerine göre gerileme / panik evresine giren Twitter’a yönelik Mashable yazarı Seth Fiegerman çok detaylı bir analiz yazmış. Sektörel olarak ilgiliyseniz okumanızı tavsiye ederim.
  • Distopik gelecek bahsi Aldous Huxley ve George Orwell ikilisi anılmadan bitmez. Bu iki İngiliz yazarın Cesur Yeni Dünya ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört isimli romanları karamsarlığın iki zıt tonundan geleceğe bakar (okumadan ölmeyin lütfen). Biblioklept (ki muhteşem sitedir) karşılaştırmalı edebiyat derslerinde sıkça yapılan karşılaştırmayı çizgi-roman tadında ele aldı. Ortaya gerçekten harika bir özet çıkmış. Bir galeri olarak parçalayıp görsellerin altına Türkçe çevirisini ekledim, umarım yardımcı olur.

Aldous Huxley - George Orwell: 1

Picture 1 of 12

  • Web geliştiricilere özel: Android’in Lollipop sürümüyle standartlaşan materyal tasarım akımı bizzat Google tarafından en ince ayrıntısına kadar tanıtılmıştı (kullanan biri olarak gerçekten çok başarılı bir yapı olduğunu söylemem gerek). Aynı mantığı kullanan Materialize adlı yeni bir framework duyruldu. Gayet basit, işlevsel, ücretsiz ve ‘responsive’. Farklı bir yaklaşımı da Material UI adlı CSS çatısı altında inceleyebilirsiniz.
  • Twitter malum 140 karakterlik sınıra sahip. Yani orası aslen 140 karakterlik dertlerin mekanı. Ama yakın zamanda ortaya çıkan 1, 2, 3, 4 diye sıralı tweet yazma salgını da ayrı bir gerçeklik (bir şey bir tweet’e sığmıyorsa Twitter’a yazmayın. Blog ya da Facebook iletisi yazın, Twitter’da linkini paylaşın herkes rahat rahat okusun, paylaşsın). Ama inadım inat, kıçım iki kanat; ben illa ki öyle yapacağım derseniz uzun metinleri otomatik olarak 140 karakterlik parçalara bölüp Twitter’a yollayan bir online uygulama da var.
  • Küçük yaşlarımdan bu yana gitar çalan biri olarak altın tecrübemi paylaşayım. Kızlar gitar çalan erkekleri dinlemeyi sever ama siz çalıp söylemeyle uğraştığınız için kızları yancılar kapar. Derdiniz gitarsa bilemem. Ama yol gösteririm. Buyrun size tamamen ücretsiz 750 gitar dersi.
  • Robotlara özel ROS kodlu, açık kaynaklı bir işletim sistemi  varmış.
  • İnternete bağlı cihazların ağına ‘Şeylerin İnterneti’ (Internet of Things / IoT) deniyor. Araştırma şirketi IDC’nin son raporuna göre 2020 yılında bu şeylerin sayısı 30 milyar adede, oluşturacağı ekonomiyse (yazılım, donanım, hizmet, kullanım bedeli, vs) 1,3 trilyon dolara ulaşacak.
  • Özel denetim şirketi PwC’den sızan belgelerle ABD merkezli küresel e-ticaret devi Amazon’un Lüksemburg devletiyle yaptığı gizli bir anlaşmayla milyarlarca dolarlık haksız vergi avantajı elde ettiği ortaya çıktı. Avrupa Birliği tarafından incelemeye alınan anlaşma rakipler adına haksız koşullar oluşturduğu için eleştiriliyor. Lüksemburg birçok ticari faaliyette esnek vergi yasaları ve off-shore şirket avantajlarıyla tercih ediliyor. Amazon (neredeyse bütün küresel şirketlerin yaptığı gibi) Avrupa şubelerinden elde ettiği gelirleri ülkeler ve hesaplar arasında çevirip vergi istemeyen Cebelitarık’taki hesaplarında sonlandırıyor. iTunes gelirlerinde aynı çakallığı yaparak vergiden ‘yırtan’ Apple da benzer bir soruşturma sürecinde.
  • iPhone telefon dünyasını nasıl bambaşka bir kulvara soktuysa Tesla da elektrikli otomobil sektörüne aynısını yaptı. Arkasındaki isim Elon Musk birçok başka başarılı projenin de arkasındaki isim. Yeni hevesi internet uyduları (hatırlarsanız geçen hafta da bir benzer projeye  bakmıştık).
  • Kafanızı fazlasıyla karıştıran bir robotla tanışın (linkte videosu var).

Continue Reading →

41 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 2

Hafta boyu ekranımdan geçenler arasında aklımda kalanlara dair bir özet:

  • The Silent Age: Adventure tarzı oyunlara meraklı olanlar için Prince of Persia tadında bir nostalji. Android, iOS; hatta Kindle Fire uyumlu. İlk bölümü ücretsiz.

internet-arcade

  • The Internet Arcade: Jetonlu oyun makinalarının (Atari Salonu mu desek yoksa?) arşivi. Üreticisi, kategorisi, konusu, ekran görüntüleri… Dahası isterseniz tıklayıp web üstünden oynamak da mümkün! Çok keyifli ve saygıyı hak eden bir derleme (“geçiyim mi abi?” meselesi aklıma geldi).
  • Yiğidin Bitmeyen Kamçısı: Üstünden 100 yıl geçmiş olmasına rağmen hala 1. Dünya Savaşı’na bağlı borçlarını ödeyen ülkeler var. Günde 6 bin askerin öldüğü savaştaın ardından Britanya 2 milyar paund borcunun 218 milyon paundunu ödemeyi kabul etmiş. Bugüne kadar uzayan ödeme süreci sonucunda Britanya’nın 218 milyon paund borcu 3,25 milyar paunda ulaşmış. Hala da ödüyor. Detayları makalede.
  • Çerçevesiz LG: Cep telefonunda bitmeyen beklentilere yönelik geçici bir sus payı.
  • Argüman: Konuşan Türkiye’den yazışan Türkiye’ye; internet tadında tartışmalara yönelik yeni bir içerik sitesi. Çalışma mekaniği çok hoşuma gitti. Göz atın derim.
  • Malum Steve Jobs Apple’ı ailesinin garajında kurmuştu. Montajını de aynı yerde gerçekleştiriyordu. O dönemde bizzat kendisinin 600 dolara sattığı Apple-1 bilgisayarlardan biri Aralık ayında açık arttırmayla satılacak. Belirlenen açılış fiyatı 600 bin dolar! Satışa Steve Jobs tarafından imzalanan çekler de dahil.
  • Outernet: İnternet her yanı sardı sanıyoruz ama istatistiklere göre dünya nüfusunun %60’ı hala temel bilgi kaynaklarına erişemiyor. Outernet projesi uzayda dolanan uyduları kullanarak bilgiyi dünyanın her noktasına özel alıcı cihazlarla bedava dağıtmayı amaçlıyor. Daha detaylı bilgi için hazırladıkları infografiğe bakabilirsiniz.
  • Web geliştiricilere özel: Teknoloji devleri tarafından açık kaynaklı olarak kullanıma sunulan 10 ücretsiz araç.
  • Medium Türkiye: Meşhur içerik ağının Türkçe sürümü. Nitelikli fikirlerin, okunabilir bir arayüzle sunumu (benim yazılara katlanabiliyorsanız, kaçırmayın :).
  • HTC’nin yeni şarj adaptörleri cihazarı %40 daha hızlı şarj edecek.
  • Buraların dutluk olduğu yılları hatırlıyor musunuz? Gizmodo unutanlara hatırlatıyor.
  • Facebook devletlerden kendisine gelen talepleri içeren şeffaflık raporunu yayımladı. Türkiye en çok içerik kısıtlaması isteyen 2. ülke.
  • Dünyanın en büyük vakumunda, dünyanın en eski merakının deneyi: hava içermeyen bir ortamda yukarıdan kuş tüyü ile bowling topunu bıraktığınızda hangisi daha önce düşer? İzleyelim:

Continue Reading →

10 yorum yapıldı.